|
ERİC PEARL VE “ TEKRAR BAĞLANTI ”
("CHİ"
dergisi Nisan 2006)
Ekim 2005 de birçok insan genç,
esprili ve olağanüstü şeylerden bahseden bu
adamdan etkilenmiş, İstanbul’daki seminerlerine
katılmıştık. Eric Pearl , iki gün içinde hayatımıza
yeni bir boyut açan bilgi ve deneyimlerle bizi
şaşırtmıştı. Bugün Eric Pearl tekrar Türkiye’de
ve altı ay içinde tekrar ziyaret ettiği tek
ülke ; sorulara verdiği cevaplar ve paylaştığı
görüşleriyle bizleri büyülemeye devam ediyor.
Geçen seneden daha bilinçli olduğumuz için sorularımızda
daha derine, daha çok anlaşılmayanları ışığa
çıkartmak üzereydi ve “theReconnection” “Tekrar
Bağlantı “ olgusunu daha iyi anlamak için Eric
Pearl ile tekrar bir sohbete daldık.
FG: Sizi tekrar Türkiye’de
görmekten çok mutluyuz. Sizin duygularınız neler?
İlk görüşmemizde “Bu ülkede yaşayabilirim” demiştiniz.
Eric Pearl: Zaten burada yaşıyorum
gibi hissediyorum.
FG: Geçen sene insanlar
sadece kitabınızı okumuş, bu fantastik ve birazda
bilimkurgu sanılan kitaptan etkilenmişlerdi.
Ancak bu sefer Türkiye’de uygulayıcılar var.
İnsanların size yaklaşımında ve sorularında
bir değişiklik var mı? Ekim 2005 de seminerlere
gelirken, hiçbir şey bilmiyor, neler olabileceğini
de kestiremiyorduk. Bu sefer insanların yaklaşımı
nasıldı size karşı?
E.Pearl: Geçen seferkiyle bu seminerimin arasında
çok büyük bir farklılığa dikkat etmiş değilim.
Yalnız bu defa ki grubun biraz daha ciddi ve
biraz daha konuya odaklı olduğunu fark ettiğimi
söyleyebilirim. Bu daha iyi yada daha kötü değil.
İki çocuk gibi.
Her grubun kendine ait bir kimliği oluyor. Ve
artık bu bilgi etrafta duyulmaya başladığı için,
konuya daha ciddi yaklaşan insanlar geldiğini
düşünüyorum. Örneğin Pazartesi günü bir hastanede
otuz-kırk kadar doktora takdimde bulunacağım.
FG:Bu sefer seminer programına
Ankara ve İzmir’de katıldı, bu yeni yerlerdeki
insanların yaklaşımı nasıl oldu?
E.Pearl: Çok kalabalıktı. 1240 kişi vardı İzmir’deki
konferansta. Bu enerjetik olarak heyecan verici
ancak bu ebattaki kalabalık kişisel temasa engel
olabiliyor.
Ankara’da ise yaklaşık 300 kişiydi. Orada da
çok güzel bir enerji vardı. Fakat oradaki grup
daha ziyade olayın bilimsel tarafıyla ilgili
bir gruptu. Sadece dediğim gibi her grubun kendine
ait bir kimliği oluyor.
Bozuk plak gibi olacak ama, gerçekten her gittiğim
yerden hoşlanıyorum Türkiye’de. Bu kültürü deneyimliyor
olmaktan çok keyif alıyorum. Her yer kültürel
olarak birbirinden farklı olsa dahi.
Örneğin İzmir’de konferans sonrası son derece
zarif bir akşam yemeğine davet edildik. Muhteşem
insanlarla tanıştık. Ankara’da ise lobiden çıkamadık,
o kadar yoğunduk. Yemek bile yiyemedik. Odalarımıza
çıktık ve çöktük, kaldık. Ama aynı şekilde keyif
aldık. Sadece farklıydı iki deneyim.
Türkiye’de her şey Nilgün Sarar tarafından organize
edildi, İzmir’de ise Deniz İrde hanım çok çalıştı
ve muazzam bir kalabalığın oluşmasına yardımcı
oldu. Bu ülkede bu bilgilerin dağılması sırasında
çok sıcak ve yoğun dostluklar kurdum.
FG: “theReconnectivehealing”
“tekrar bağlantı şifası” geçen seneden beri
benimde hayatıma katıldı. Aileme ve arkadaşlarıma
bir çok uygulama yaptım. Bir çoğunda hiç beklemediğim
şeklide fantastik neticeler aldım.
E.Pearl: Ne gibi mesela?
FG: Bir arkadaşım dizlerini hiç bükemiyordu,
bir diğeri ise kollarını yeterince kaldıramıyor
çok zorlanıyordu. “theReconnectivehealing” “tekrar
bağlantı” şifasının özellikle etkili olduğu
ruhsal yada fiziksel alanlar var mı?
E.Pearl: Biliyorsunuz bu şifanın bende tam olarak
nasıl çalıştığını anlamış değilim. Zaten bu
bilmeme durumu bu kadar rahat ve özgürce çalışmamızı
sağlıyor. Bir şeyi izah etmeye, açıklamaya çalıştığımız
zaman onu kendi anlayışımızla sınırlıyoruz zaten.
“theReconnectivehealing” in yapamıyacağı herhangi
bir şey tanımıyorum. Ancak yinede burada şifalanan
hastalık değil, yahut ta sağlık sıkıntısı değil,
bireyin kendisidir. Birbirimizden tamamen farklıyız.,
bunu biliyoruz. Bu nedenle elde ettiğimiz sonuçlar
tamamen farklı olacaktır. Böyle benzer hastalıkla
ilgili üç kişi size gelebilir ve sizin yanınızdan
tamamen farklı neticeyle ayrılabilir. Bu durumda
özel bir fiziksel veya ruhsal alandan bahsetmek
söz konusu değildir. Şifa denge demektir. Dengeden
bahsettiğimiz zaman, bu ruhsal, fiziksel, zahinsel
yada duygusal olabilir. Ancak biz hastalığa
bunun baskın özelliğine göre isim veririz. Ve
böylece omuzlarının ve omurgasının şöyle iki
büklüm öne gelmesine sebep olan bir hastalığın
adını söyleriz. Bu şekilde yaşarken, bu duruş
şekliyle zaten depresiv hissetmeye başlarız.
Bu şekilde durarak, bu bedensel şekilde mutluluk
hissedemezsiniz. Böyle durduğunuzda gülümsemek
bile istemezsiniz. Gerçekten zordur.
Örneğin bir insanın üzerinde çalıştınız ve omurganın
üzerinde özel olarak çalışıyorsunuz diyelim.
Ve omurgada düzelme olduğunu kabul edelim. Duygusal
mı yoksa bedensel olarak mı şifalandılar bu
durumda? Siz fiziksel tarafını gördünüz, daha
dik durabiliyor. Ama belki duygusal olarak şifalandı.
Onu da kendisi seçecek. Dolayısıyla şifalanma
alanı; hepsi birden. Bu nedenle zamanla beraber
çalıştığınız insanlar giderek daha insancıl
olmaya başladılar gibi geri bildirimler alabilirsiniz.
Çünkü bedensel şifalarından kaynaklanarak tamamen
duygusal bir şifa elde edebilirler. Herkes “tekrar
bağlantı” şifasına tepki veriyor. Fakat ne tür
olduğunu kestiremiyorum. Yinede aynı şeyi söylemek
gerekiyor. Bizim neyi tanıyıp neyi fark edebileceğimizle
ilgili bu.
FG:”theReconnectivehealing”
“tekrar bağlantı” şifası alacaklar kaç seans
almalılar ve nelere dikkat etmeliler?
E.Pearl: Hiçbir şeye dikkat etmeleri gerekmiyor.
Çünkü hiçbir zararı yok. Olabilecek en kötü
yan tesir “sıfır”. Ben genellikle bir veya üç
ziyareti öneriyorum. Üçüncü ziyaretin sonunda
eğer aradığınızı bulamadıysanız, bu zaman içinde
ortaya çıkacak anlamına gelebilir. Ruhsal olarak
büyük bir resmin parçası olarak bu doğru bir
zamanlamada olmayabilir, hayatınızın bu noktasında
doğru bir zamanlama olmayabilir ki zaten bunu
anlayamayız. Belki üç hafta, üç ay, üç yıl sonra
tekrar denemek isteyebilirsimiz. Kendi içinizde
belki daha farklı bir yerde olabilirsiniz bu
zaman süresi içinde. Bu bir terapi değil, tedavide
değil. Ve düzenli olarakta uygulanması gerekmiyor.
İşte her hafta, ayda bir gibi… Dediğim gibi
dikkat edilmesi gereken herhangi bir şey yok
yeniden bağlantı şifasında.
Bunun bir tedavi yada terapi olmadığı bilincinde
olmak önemli diyorum. Ve böylece belli bir düzen
dahilinde buna ihtiyacınız olmaması gerektiğini,
ne tür bir şifanın gerçekleşeceğiyle ilgili
herhangi bir söz veremeyiz, yahut garantide
bulunamayız. Bunu anlamanız önemli. Ve böylece
hem uygulayıcı hem alıcı son derece rahat olurlar.
Kendilerini evrenin onlara takdim etmek üzere
ne verecekse vermesine açarlar tamamen. Önemli
olan tek tek hepimize açık oluğudur bu hediyenin.
Tekrar bağlantı şifası vererek veya alarak,
bu hepimize açıktır. Bu türdeki yeni şifa frekanslarıyla
temasa girdikten sonra bir kere ve buna uygun
olarak nasıl kullanacağımızı öğrendikten sonra;
şu anda Türkiye’de yeni bir seminer planlamıyoruz.
FG: Bazen “theReconnective
healing” şifasını tam açıklığa kavuşturamıyoruz.
Vücudumuzdaki meridyenleri biliyoruz, ancak
“kaynak” ve “evrensel meridyenler” nedir? Kitabınızda
ve semineerlerinizde çok bilgi veriyorsunuz
ancak kitabı okumayanları bilgilendirmek biraz
zor olabiliyor. “İpler”, “lifler” bunlar birçok
insan için çok yeni kavramlar. Spritüel olmayan
insanlara bu şifa sistemini anlatırken pratik
bir antlım şekli olabilir mi? Ne veya neler
nereye bağlanıyor?
E.Pearl: Bir isim vermek istiyorum. Çünkü vereceğim
cevap içinde yer alacak “The Field” Lynne Mc
Taggart (Zero Point Field) sıfır noktası alanından
söz ediyorum. Önce şunu belirtmek istiyorum.
Bu kavramlar bilimin her gün keşfettiği yeni
alanlar. Dolayısıyla bu evrensel meridyenlerden
söz ettiğimiz zaman, ve böyle anlıyoruz ki tamamen
enerji bazında iletişim olan bir alanın varlığını
kavramımıza kadar geliyor bu. Ve bu alan içinde
olan bilgi. İletişim içinde olan bilgi. Her
zaman bu enerjinin ışığa ve ordan da bilgiye
doğru hareket ettiğini anlatagelmişimdir. Ancak
şu anda bilimde bu anlayışı yakaladı nihayet
arkadan yetişerek, bunu destekliyor.
Okulda bize bedenin kimyasallar aracılığı ile
iletişim kurduğu öğretilmişti. Ve şifada bir
takım kimyasal değişimler vasıtasıyla ortaya
çıkıyordu. Oysa kimyasal değişim, şifanın ortaya
çıkarttığının bir yan ürünü. Dolayısıyla bunların
yan ürünü değil, tamamiyle bilginin yan ürünü
olarak ortaya çıkıyor. Bu bilgi değişimi,sadece
bedende olmaz, bunun dışında gerçekleşir. Bunun
bir kısmını fark ederiz ve buna görme, koku
duygusu deriz. Oysa bu alanda çok daha farklı
iletişim şekilleri vardır. Bazı insanlar bu
hatlara evrensel ağda diyebilir, bazıları kozmik
çemberde diyebilir, kafeste diyebiliriz. Lynne’in
“The Field” kitabı bu konuyla ilgili kişilerin
okumaktan keyif alacakları bir kitap. Lynne
İngiltere’de son derece ciddi ve saygın bir
gazetecidir . Kitabında Quantum fiziği alanındaki
araştırmacıların bilgilerini derlemiştir ve
umarım yakında bu kitabı türkçe’de okuyabileceğiz.
Bu tür iletişime isterseniz demin dediğim gibi
“evrensel hatlar” deyin veya” kozmik kafes “deyin.
Oysa bilim buna “sıfır nokta alanı” diyor. Bu
durumda , hem her şey, hem de hiçbir şeydir”
böylece dikkatimizi odakladığımız zaman bir
şeyler oluşmaya başlıyor, böylece keşif bir
nevi yaratım haline geliyor. Ve böylece hem
yoğun, hem de çok yoğun olmayan hatlar vasıtasıyla
gerçekleşebiliyor, uzay içersinde yer alan.
İsterseniz bu hatlara bu ağın parçası olan hatlar
diyelim. Ve her zaman bu sisteme bağlıyız aslında.
Ancak seçersek, şu anda anlaşılıyor ki daha
da büyük oranlarda kendimizi bu hatlara bağlıyabiliyoruz.
Dolayısıyla bu “tekrar bağlantı” frekanslarıyla
bir araya gelmemiz bize bunu sağlıyor. Önce
bu frekanslarla tanışmamız gerekiyor. Daha fazla
uygulayıcı sayısı arttıkça Türkiye’de bu gittikçe
yayılmaya başlıyor.
FG: bu “BİR” olma hali mi?
E.Pearl: Kesinlikle, evrenle birlikte olmak,
aynı zamanda sıfır noktalarında olmak.. bilginin
daha yoğun olduğu alanlarda. Biz insanlar, sadece
sıkışmış , yoğunlaşmış bilgi alanlarıyız. Bizden
uzaklaştıkça daha az yoğun olmaya başlıyor,
yaklaştığımız zaman şekil aldığımız için tekrar
sıkışık ve yoğun hale geliyoruz, dolayısıyla
bilincin yoğun olduğu alanlar aslında bizim
insan olarak gördüğümüz alanlardır. Oysaki bilinç
bütün bu alanda yaygın vaziyettedir. Ruhsal
seviyede bildiklerimize bilimin yetişmesi binlerce
yıl aldı.
FG: “theReconnectivehealing”
“tekrar bağlantı şifası” ve “theReconnection”
“tekrar bağlantı” arasındaki farkta çok soruluyor.
“Tekrar bağlantı” işlemini yaptıranlarda nasıl
bir süreç başlar?
E.Pearl:
Eğer ikisinin arasındaki farkı gerçekten kısaca
ifade edebiliyor olsaydım , ben bir kahraman
olurdum. Ama yinede deneyeceğim.
“Tekrar bağlantı şifası” demin söz ettiğim çok
daha yüksek seviyede frekanslarla bağlantı kurarak
elde ettiğimiz bir şifa türüdür. “tekrar bağlantı”
ise bizi evrene bağlama sürecidir. Böylece tekrar
bağlantı, sizi olmanız gereken yaşam yolunuza
yani beklediğinizden daha da hızlı koyabilecek
bir süreçtir. Ve böylece bu süreç içinde bir
miktar şifa kendiliğinden doğal olarak gerçekleşir.
“Tekrar bağlanma” şifası bir miktar “tekrar
bağlantı” nın sonucudur. Dolayısıyla bir şifadan
söz ederken aslında onun içindede biraz “tekrar
bağlantı” vardır. Biride tamamen tekrar bağlanmaktır,
onun içindede biraz şifa vardır. Şu anda anlamamız
gereken yepyeni bir seviyede, alanda olan bir
diğeri haline gelebilir. Ve yavaş yavaş, giderek
beklide tamamen. Tam olarak anlıyamıyoruz henüz.
FG: Bu seferki seminerinizde
2012 için fikrinizi söylediniz. 2012 için insanların
kafası karışık. Sizin bir öngörünüz var mı?
E.Pearl: Olayları daha çok siyah-beyaz
gibi algılama eğilimimiz var. Çoklu seviyede
bazı şeylerin bazı alt unsurlarını hissederiz
yada duyarız. Serout veya Signac puantizm ustalarının
çalışmalarında olduğu gibi bu noktaları bulmaya
çalışırız demin söz ettiğim gibi genellikle.
“bu noktanın rengini buldum”, “ diğer bir noktanın
rengini buldum” “ veyahut daha başka rengini
buldum” diye bakarız olaya. Oysaki cevaplar
daha başka birkaç şeyi anlamadan ortaya çıkmazlar.
Bütün bu noktalara bakıp, doğru yerde mi duruyorlar?
Birkaç adım geri gittiğimiz zaman bunların nasıl
etkileştiğini görürüz. Biraz daha geri gidersek,
bu etkileşim alanlarının diğer alanlarla nasıl
etkileştiğini görüp anlamaya başlarız. Ve hatta
on adım geri gittiğimiz zaman bütün bu etkileşimlerin
duvarla olan etkileşimini görmeye başlarız.
Biraz daha geri gidersek onun odayla olan ilişkisini,
ve ondan sonrada bina ile olan ilişkisini görmeye
başlarız, daha da sonra geri gittiğimizde şehir
ve çevreyle olan ilişkisini görmeye başlarız.
Çok küçük noktalara odaklandığımızda peki o
zaman bu kadar küçük odaklanma alanımız ne olacak?
2012 daha çok boyutlu beklide beşinci boyuta
geçeceğimizle ilgili bir kavramdır. Bazı insanlar
2012 inin dünyanın sonu olacağını düşünüyorlar.
Olmayacak öyle bir şey. Sadece bildiğimiz şekilde
dünyanın sonu olmayacak. Yani Ocak bir de o
zaman sabah kalktığımızda “Aman Allahım, her
şey bambaşka” diyeceğimizi zannetmiyorum. Değişime
evrimleşerek geliyor olacağız. Ve evrimle o
kadar yakın bağlantı içindeyiz ki. Bu değişimi
geri dönüp baktığımızda algılayabiliriz ancak.
Oysa bulunduğumuz boyuttan farklı ve daha yüksek
bir boyutu görmek mümkün değil. Bu eminim tanrının,
evrensel planın bir parçası.Ama böyle küçücük
odaklanma alanlarından böyle fokuslama gibi
bakmak olmaz. Böyle küçük noktalardan bakmaya
çalışanlar Mayaların veya diğer başka kadim
medeniyetlerin daha fazla tahminde bulunamadıklarını
düşünegeleceklerdir. Bu bahsedilen kadim medeniyetler
takvimlerinin bitmesi, bizlerin daha sonraki
boyutları algılıyamıyor olmamızdır.
FG: 333 sistemi yada matematiksel
etkisi nedir bu şifa nın içinde. Herkes numeroloji
bilmiyor ve bu da daha fazla anlaşılmayı bekliyor.
E.Pearl:
Tabiki anlayışımızın en üst noktasına ulaşmaya
çalışıyoruz. Anlayabildiğimiz kadarıyla…Beynimiz
matematiksel olarak ondalık sistemini çok kolay
anlıyor olmasına rağmen bu seviyeye ait olarak,
bütün dünyasal katmanlar 3 6 9 12 ye dayanıyor.
12 de 1 ve 2 sayısı toplanınca 3 olur tekrar.
Bir yılda 12 tane ay vardır. Bir daire 360 derecedir.
Ve yaşayan her şeyin oluştuğu karbon moleküllerin
6 köşesi ve yine su moleküllerinin 6 köşesi
vardır. Çok kadim matematiksel sistemler 6 rakamına
dayalıdır. Doğaya baktığımızda sürekli 3 6 9
u gözlemliyoruz. Numerolojik sistemlerde, farklı
sistemler , 3 sayısı farklı anlamlar verirler.
Hristiyanlık bunun bir üçleme olduğunu söyler.
9 başarı ve zenginlik anlamına gelir. İbranice’de
18 yaşam demektir. 3x3 tekrar 9 olur. Bir yaşam
sürecinin, döngünün bir parçasıdır. Ruhsal sayı
olan 3 ü ele almamız, kendisiyle çarparak elde
ettiğimiz rakamlar var. Bunu keşfeden ben değilim.
Kendi kendime keşfetmedim bunu. Bu bir çok yerde
karşıma çıkan bir bilgi parçası aslında. Benim
değişimim gerçekleşirken, bu 3 3 3 olayından
geçti. Ve bana 333 vasıtasıyla olduğu anlatıldı.
Fakat artık elimizde böyle bir hediye olduğuna
göre 333 uygulaması çok anlamlı olmayabilir.
Bunun bize ne kadar güzel bir şekilde verildiğini
kavramamız gerek. Bunun aslında ne kadar büyük
olduğunu, bütünün ne kadar kapsamlı olduğunu
ve buna bir saygı duymamız , fakat yinede yine
de demin söz ettiğim gibi yinede kadim medeniyetlere
dayanan ve 333 olmak için doğru nedenler olduğunu
düşünmeye devam ediyorum.
FG: Yeni bir kitap olacak
mı?
E.Pearl: evet yeni bir kitap geliyor,
2012 de geliyor…burda söylemek istediğm şey
aslında bu zamana kadar yazmış olacağımı düşünüyordum.
Bir yerde sakin sakin oturuyor olmam lazım.
Bir çok detay kafamın içinde gezip duruyorlar
ama hepsini bir araya getiremedim. Bütün bu
koşuşturmanın arasında birileri benim kitabımı
yazmamı istiyor. Belki iki konuşmanın arasında
veya asansörde inip çıkarken yazarım.
FG:Bu sene hangi ülkeler
var programınızda?
E.Pearl: Copenhag, Almanya, Rusya,
Çekolovakya, Danimarka, Norveç, Polonya, Hollanda,
Belçika, Avustrulya……Türkiye…??? Hepsini hatırlayamıyorum.
Elimden geleni yapmaya çalışıyorum.
FG: Türkiye’deki “tekrar bağlantı” uygulayıcıları
için bir mesajınız var mı?
E.Pearl: ellerindeki hediyenin kıymetini bilsinler
ve Türkiye’nin ışıklanması için katkıda bulunabiliriler.
Teşekkürler eric, sende ışık, bilgi
ve sevgide kal…
Bilgi:www.theReconnection.com
Türkiye irtibat:
e-mail:reconnection@turkiye.net
Işık ve Sevgiyle
Ferhan Gürbüz
|