| INDIGO
ÇOCUKLAR
(Bioenergy&Vitamins"
dergisi Kasım 2005 )
İlk kez 1982’de, metafizikçi Nancy
Ann Tappe’in, insan auralarında yaptığı renk
belirleme çalışmalarını derlediği “Yaşamınızı
Renk Yoluyla Anlama” adlı kitabında, daha önce
dünya üzerinde görülmemiş bir aura rengi olan
çivit mavisi (indigo) kavramı ortaya konmuştur.
Daha sonra 1989’da, Lee Carroll’un medyumik
kanal olduğu “Kryon” isimli varlık, “İndigo
çocukların” gelişini haber vermişti. Bu bilgi
Nancy A. Tappe’in çalışmasıyla da örtüşüyordu.
Medyumik kanalların verdiği bilgiye göre indigo
çocukların gelişi, yeni bin yıla daha yüksek
bir titreşimle geçmemiz ve gezegene daha büyük
bir biçimde değişme izninin verileceği yakın
bir geleceğe doğru ilerleyebilmemiz için gerekliydi.
1970’li yıllardan beri üzerinde yaşadığımız
gezegenin doğal ve sosyal yapısında giderek
artan olaylar zincirini görmezden gelemeyiz.
Bütün bu gelişmeler sadece günümüz medyumlarının
aldıkları mesajlarda değil, kadim uygarlıkların
takvimlerinde de bulunan kehanetlerdir.
Sonuç olarak, hem medyumik kanallardan gelen
bilgiler ve hem de metafizikçilerin tespitleriyle
“İndigo Çocuklar” kavramı doğmuştur. “Yeni çocuklar”
konusuyla ilgili bilgi veren kaynaklara göre
indigo rengi, şu anda gezegene gelen yeni çocukların
sadece bir özelliğidir ve yeni çağın en şaşırtıcı
bu özellikleri dünyanın her yanındaki beşiklerden
gelecektir.
“İndigo” renkli yeni çocuklar gelmişlerdir ve
bizlerle yaşamaktadırlar. 1970’lerde öncü küçük
gruplarla başlayan süreç, şimdilerde ABD’de
yapılan bir araştırmaya göre % 80’lere varmıştır.
İndigo Çocuklar’la ilgili ilk çalışma ve tanıtım
Lee Carroll ve John Tobber tarafından hazırlanan
“İndigo Çocuklar, geldiler” adlı kitabıyla yapıldı
ve bütün dünya “İndigo çocuk” kavramıyla tanıştı.
Doğarken üzerlerinde “İNDİGO ÇOCUK” etiketi
taşımayan bu çocukları tanımak ve ayırt etmek
bir sorun olmaya başladı ve bir çoğu varlıklarını
kabul etmeyen tıp dünyası tarafından “Hiperaktif”
teşhisiyle hak etmedikleri yanlış tedavilere
maruz kaldılar. İndigolar alışılmış, bilinen
“yaramaz, söz dinlemez” tanımının çok dışında
davranışlar sergiliyor. Kryon, İndigoların duygularını
şöyle anlatır:
“Siz, kim olduğunuzu, aileye ait olduğunuzu
bilerek bu dünyaya gelseydiniz fakat hiç kimse
sizi tanımasaydı, size asil bir varlık değil
de toplum dışı bir serseriymişsiniz gibi davranılsaydı
ne yapardınız? Buna ek olarak; siz, bunu deneyimleyen
ama bu konuda hiçbir şey yapamayan bir çocuk
olsaydınız ne olurdu? Aklen neyin yanlış olduğunu
anlayamazdınız. Bunun sonucu ne yazık ki; “Dikkat
bozukluğu” ve dikkat bozukluğundan kaynaklanan
aşırı aktiflik olarak ortaya çıkar. Bu çocuklar
varolabilmek için ya realiteden “ayrılıp” kendi
beden dışı dünyalarına kayarak, ya da tam tersine,
yaşamlarındaki gerçek sorundan kaçmak ve yardım
alabilmek umuduyla dikkati üzerine çekmek için
duvarlara tırmanacaktır.”
İndigo çocuklar bizi ve dünyayı daha yüksek
bir bilince taşımak üzere gelen bilge varlıklardır
ve bu süreç için yüklendikleri misyonlukları
vardır. İndigo çocuklar için bilgi veren bir
diğer spiritüel kaynak, “The Groups”dan Steeve
Rother’a göre, “İndigo çocuklar, daha ileri
sistemler oturtarak çözebileceğimiz sorunlar
çıkartırlar.”
İndigo çocuklar normaldir, normal olmayan bizleriz.
Onlar, seçtikleri zor kontratlarla yozlaşmış
değerleri söküp atabilmemiz için iki yüzlü taraflarımıza
ayna tutarlar. İndigo çocukların en belirgin
özellikleri:
Çok enerjiktirler
Tam “büyümüş de küçülmüş” tarifine uyarlar
Sezgileri çok gelişmiştir
IQ ve EQ’ları çok yüksektir, zihinsel özürlü
olanlarının içinde bile EQ yüksektir
Okul sorunları vardır- otorite tanımazlar
İndigo çocuklara kimler yardım edebilir? Tabii
ki, yine onları en iyi bilen diğer indigo çocuklar:
******************************
İrem
Ertürk: Bir indigo……
1981 Istanbul dogumluyum.. diye
baslıyim söze.. Böyle konularda insanların bana
ilk sordukları soru "Indigo olduğunu ilk
nasıl farkettin " oluyor. Doğrusunu isterseniz
indigo olarak tanımlanmak da hoşuma gitmiyor.
Ben herşeyden önce irem im çünkü..Kendimi bildim
bileli spiritüel konuların içindeyim..Ama çok
mantık temelli biri eğitim aldığım yaşadıklarımı
hissettiklerimi kafayı yemeden akıl sağlığımdan
şüphe etmeden kabullenmek çok zor oldu..Bir
de bunun üzerine Alman eğitimli bir okulda okuyunca
psikiatristleri dolasmaya basladım..Cok iyi
hatırlıyorum bi randevuda, bu beden bana cok
küçük geliyor sıgmıyorum, yukarda mutluyum ben
niye bu sacma dünyada varoluyorumki demiştim..
Astrallere ve o sevgiye baglanmaya baslayınca
kesildiler, tamam şimdi git bu sevgiyi dünyada
yay dediler.. Küçükken herşey daha kolaydı..
Soru sorarlardı cevap verirdim , o zamanlar
oyun gibiydi herşey, önemi yoktu.. Bir gün çok
iyi hatırlıyorum daha yuvaya bile gitmiyordum..
5 yaslarında falanım .. Anneme gidip yaa uff
niye geldim gene buraya, neyi beceremedim atladım
da bedenlendim yine, hersey iyi gözüküyordu
demiştim..Ama büyümeye başladığınızda dünyayla
tanışıyorsunuz, sorunlar başlıyor..Cinleri var
bunun diye dışlandığım bile olmuştu.. Ki alakam
yoktur öyle seylerle, inanmıyorum cinlere falan..
Küçükken yaptığım astral seyahatleri hatırlıyorum..
Nasıl anlatabilirim bilmiyorum.. Dünyada insanların
sandıkları sevgi kavramının ötesinde müthiş
güzel bişi var.. O gerçek sevgi.. insanın içini
ısıtan kocaman bişi, bi enerji..insanın içinde
milyonlarca gülümsemenin bi anda patlaması gibi..
o sevgiyle gelip, düzenin sistemin sevgisizliğiyle
yüzleşince , kendilerinin farkında olmayan tüm
o güzel insanların korkularını hatırlatan birşey
yasadıklarında nasıl bi canavara dönüştüklerini
görünce, ama yine de sevgiyle gülümsemeye devam
etmeye o insana daha cok sevgi vermeye calısıyorsunuz..
Ama bi yerde tıkanıyosunuz. Çünkü hastalıklı
bir sistem var.. herkes içindeki boşluğu kapatmak
için etrafa saldırıyor.. Bunu yaparken kimi
nasıl incittiği umrunda bile değil..kendine
deger vermiyor ki nasıl karsısındakine versin..
çünkü içindeki çocukla konuşmayı, ona sevginin
gücüne olan inancını yılar önce kaybetmiş ..
Tüm bu sistemin içinde bir de farklı kişiliğinizle
var olma savaşı vermeye çalışıyorsunuz.. Dikkat
eksikliğim var diyemem.. ama çabuk tüketir ve
çabuk sıkılırım.. O yüzden çok yönlü içerik
olarak daha derin işleri tercih ederim.. beni
biraz zorlamalı.. Ailem dahil insanların verdikleri
öğütler bende pek yer etmez.. Bir bilginin doğru
olduğunu anlamam için test etmem hatta bizzat
deneyimlemem gerekiyor.. O yuzden annemlere
hep beni ozgur bırakın, yürümeyi kendim öğrenim
bu benim hayatım, sadece düştüğümde yanımda
olun çünkü desteğinize ihtiyacım olucak demişimdir..
Saygı cok önemli ve de tabiki.. Bana , herseyden
önce varlığıma düşüncelerime , tercihlerime
saygı duymayan insanlarla anlaşma şansım yok..
Herseyden önce, herkes hepimiz sadece insan
olarak bile bu saygıyı hakediyoruz.. çünkü çok
değerliyiz.. İnsanlar genelde hep küçümserler,
seminerlerime başlamadan cok yasadıgım bi durum
bu.. Bu çocuk mu anlatıcak diye oturur sonra
tebrik ederler..
Gelelim ilk nerde indigo oldugumu
farketmeme.. Bundan 4 sene önceydi sanırım..
Steve Rother ın seminerine katılmıştım.. İndigolardan
bahsetmeye basladı.. Sonra dönüp beni gösterdi
aramızda var işte bi tane diye.. bende cok sinirlendim
niye böyle etiketlere ihtiyacımız varki.. bir
olmaya bütünleşmeye çalışmıyormuyuz, niye ayrım
yapıyorsun ki demistim..uzun uzun acıklamıştı
ama ikna olmamıştım..sonra grubun agzından konustugu
bölümde bana dönüp, tanrım ben sanırım uzaylıyım
nolur beni geri al dediğim yalnız aksamlarıma
dair cümleler kurdu..bende hüngür hüngür ağlamaya
başladım tabi.. orda benim gibi sorun yasayan
kendini uzaylı zanneden yalnız indigolar oldugunu
farkettim.. Ve onları bulmaya karar verdim..
Buldum da bir kısmını.. Hepberaber bir grup
kurduk.. mail grubu.. amacımız tüm indigoları
biraraya toplamaktı.. Önceden konuşmaktan korkucağımız
her konuyu rahatça konuşabileceğimiz bir grup
olucaktı..Baslarda hersey guzeldi, bircok cocuga
bircok aileye ulastık.. Ama ego sevginin önüne
geçti.. İnsanlar indigo olarak seçilmiş insan,
dünyayı kurtarmak için gönderilen pemgamberler
olduklarını düşünmeye başladılar..kendilerini
insanlardan daha üstün görmeye başladılar..Dogru
olan bu degil..Hepimiz puzzle ın parcalarıyız..
kimse kimseden daha degerli ya da özel degil..
herkesin yapması gereken sey farklı sadece..
el ele tutusup puzzle ı tamamlamamız gerekiyor..puzzle
da düz sade mavi bir parca oldugunuzu bile düsünseniz,
cok degerlisiniz cunku siz olmadan masmavi bir
gökyüzü olamaz..
Bu dusuncelerine tepki verince
de çok çirkin bir şekilde kendi kurduğum gruptan
habersizce atıldım.. Bir oluşum beraberinde
o oluşumu korumak isteyen,olusumun basına gecmek
,tek adam olmak isteyen bir egoyu beraberinde
getirir..Ve bu sizi 6. cakradan 2. hatta 1.
cakra realitesine düşürür.. Grubu dagıtmaya
calısmakla sucladılar, cok komikti.. Daha da
kötüsü milyonlarca iftirada bulundular, grupta
olmadıgım için hiçbirine cevap verme sansım
da olmadı.. Orada karar verdim.. İndigo olmak
bu degil.. gercekten indigo olan yardıma ihtiyacı
olan insanlar var dedim.. Ve insanlara indigo
nun ne oldugunu ne olmadıgını anlatmaya karar
verdim.. Ve seminerlerim basladı..Fuarlara katıldım,
bana ulasan insanlara ailelere destege gittim..Gitmedigim
sehir kalmadı desem yeridir.. Mardin e bile
gittim.. Ve inanın ordaki cocukların destege
cok daha fazla ihtiyacı var..Spiritüel olarak
bir cocugun uyanması için önce temel ihtiyacların
maddi koşulların saglanması gerekir..Ve inanın
bir çocuğa ulaşmak bile tüm dünyayı değiştirebilir..
Ben daha ayagı yere basan sonuclarını alabilecegim
işler yapmak istiyorum.. Adım sanım yerim önemli
değil, vardığımız sonuç önemli.. elimden geldiğince
onlar için birşeyler yapmak istiyorum..Simdi
bir calısma grubumuz var, cok güzel insanlar
var grupta..Ben en küçükleriyim tabi.. Gercekten
cocuklar için birşeyler yapmak isteyen içten
güzel insanlar.. İzmir de bir sosyal tesis kurma
hayalimiz var..gercege dönüşen bir hayal..Uzmanlar
eşliğinde cocukların aileleriyle gelip yaz tatillerini
gecirip bir yandan egitim alıp, bir yandan sorun
çözüp, bir yandan da gelişim sağlayabilmeleri
için..Cok kapsamlı bir proje.. en ince detayına
kadar calısılıyor..hayata gecmesi zaman alıcaktır..
istanbul da danısma merkezi de acılacak.. Ben
ingiltereye geldim bu sene, üniversitede Uluslararası
İlişkileri bitirdim, şimdi Avrupa İlişkileri
masterımı yapıyorum.. Elimden geldigince buradan
da insanlara yardımcı olmaya calısıyorum, burdaki
işim bitince oraya geri dönücem..bir kac tv
programı da ayarlamayı düşünüyoruz..zaman ayırıp
aralıkta gelebilirsem türkiye ye, cok daha fazla
insana ulasabiliriz.. kim olduğumu ve niyetimi
biliyorum..ne yapıp ne yapmadığımı biliyorum..
bu yuzden basıma pek birşey gelmesinden korkmuyorum
sanırım.. her ortamda herkesle her tür konuyu
konuşabilir ve tartışabilirim.. İlerde politikaya
da giricem :) sistemin değişmesi gerekiyor..oylarınızı
verirsiniz artık :) .. Benden bu kadar.. Son
olarak, sizden bir ricam var.. Lütfen gözlerinizi
dışarı değil içeri çevirin..kendi içinize yönelin..başlarda
acı dolu ve karanlık gelicek ama geçicek.. orda
mükemmel bi sevgi ateşi var, onu bulucaksınız..
Onu bir kere bulduğunuzda sizi temin ederim
bir daha hayatta hiçbirşeyin eksikliğini hissetmiyceksiniz..huzur
hep sizinle olacak.. İnsanlar kendileriyle barışmadan
bir dünya barışından söz edemeyiz..En büyük
dileğiniz huzur olsun.. Mutlu olun..
İrem
***********
Burak
Akkurt :1986 da İstanbulda doğdu.
Lise eğitimini Pera Güzel Sanatlarda aldı. İşletme
ve Psikoloji konularında Yüksek eğitime başladı.
Reiki masterı ve “Keyifli Yaşam” danışmanlığında
indigo Çocuklarla ve Çocuk yogası üzerine çalışıyor.
Benim bir indigo olduğumu ilk önce
annem anladı. Kendisi kreş sahibidir ve çocuklar
ile sürekli iç içedir. Suadiye de 19 yılı aşkın
bir süredir açık olan “Bebeğim” adlı kreşi var.
Çocuklarla iç içe olmasından dolayı
bir çok kitap okuyor kendini geliştiriyordu.
Ben o zamanlar indigo değil sadece zor bir çocuk
olarak biliniyordum. Benim tarzımda bir iki
çocuk daha gelmeye başladı ve annem bu zor çocuklar
hakkında biraz daha bilgi edinmek için araştırma
yapmaya başladı.
Araştırmanın sonucu benim küçüklüğüme
yetişemese de yine de beni uygun bir şekilde
eğitti ve yine bana uygun şekilde davrandı.Tabii
bu arada bana gelen övgüler ile beraber gelen
bir de şikayetler vardı.
Mesela çok soru sormam, herşeyin nedenini öğrenmek
istemem,cezalara beklenen tepkiyi vermemem ve
yine bazı otoriter kişilere hazırcevaplar vermem
(ki genelde bu cevaplar sonuç olarak beni haklı
çıkarıyordu)
bu yaşta bir çocuğun bunları yapması biraz tuhafına
gidiyordu insanların.
Baskıcı Otorite ile aram çok iyi
olmadı. Birşeyin nedeni açıklanmadan yapmayı
ve o kurala uymayı reddediyordum. O zamanlar
indigo çocuklar çoğunlukta değildi ve bu çok
büyük bir problem teşkil etmiyordu herhalde
ki, sadece bana ayrı açıklama yapılır ve konu
orada kapanırdı.
Ama soru sormayı ve hazır cevaplılığı
yaparken asla saygısızlık ya da şımarıklık yapmadığım
için beni suçlayacak birşey de bulunmuyordu
kimsenin elinde ? Zaman geçtikçe ben annem ile
beraber kreşte biraz daha çocuklar ile ilgili
bilgiler edindim ve çizelgeye baktığım zaman
(kafamda bir çizelge oluşturdum) zor diye tabir
edilen çocukların sayısında gerçekten büyük
bir artış olduğunu gördüm.
Annem indigo terimini öğrenip açıklayınca
açıkçası biraz tuhaf geldi. Hiçbir zaman terimlerin
üzerinde çok durmadım. Bir çocuğu artık indigo
mu değil mi diye ayıramazsınız. Çünkü günümüzde
çok var ve artık ebeveynler cidden çok zor durumdalar.
Sıfatlardan çok çözümler arıyorlar.Bir
çocuğun indigo olup olmaması birşeyi değiştirmez
aslında.Yeni çağda doğan bütün çocuklara aynı
şekilde davranmak gerekir. Yani bugünkü küçük
gibi değil de yarınki büyük gibi.
Şu an Ortağım Lerzan Aras ile Keyifli
Yaşam da ve Bebeğim Kreş’te indigo çocuklar
ile iç içeyiz.
Ve ben onlara en azından hakettikleri cevapları
vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Asla geçiştirme
cevaplar vermemek,asla duygu sömürüsü yapmamak
gerekir.
Kendinizi satranç oynuyormuş gibi
düşünün.Karşınızda sizi mat etmeye hazır bir
rakip var. Ve bu rakip sizin en büyük silahınız
olan duygusal şantaja karşı bağışıklığa sahip.
Bir çok insan bu tip çocuklara
uyum sağladı aslında.İlkokula giden bir çok
çocuk tanıyorum ve öğretmenleri gerçekten saygı
duyulacak şekilde kendini geliştirmiş ve bu
konuları öğrenmiş insanlar.
Öğrenmek mecburiyetinde kalmış çünkü eski yöntemler
artık pek bir işe yaramıyor.Ben elimden geldiğince
onlar ile iç içe olmaya ve düzgün sohbetler
etmeye çalışıyorum.
Sorunları olduğu zaman bana geliyorlar ve gerekli
açıklamayı alınca da emin olun aynı problem
iki kez yaşanmıyor.
Bence eski yöntemlerde direten
kişiler kendi çocukları gibi artık yeni çağa
ve yeni insanlara uyum sağlamaya çalışmalı.
Eğer yapmazlarsa hayatları uzun bir süre daha
çok eğlenceli(!) olacak. ?
Burak Akkurt
---------------------------------------------------------------
Keyifli Yaşam Danışmanlığı
0 [216] 464 91 75 / 76
0 [533] 478 78 04
---------------------------------------------------------------
bilgi@keyifliyasam.cc
www.keyifliyasam.cc
*****************
Kryon’a göre, indigoların bize verdikleri mesaj
şudur: “HAZIR OLSANIZ DA OLMASANIZ DA, İŞTE
BİZ GELDİK.”
________ _______
KRİSTAL ÇOCUKLAR
“İndigo çocuklar” var mı, yok mu?
Derken, kristal çocuklar gelmeye başladı. 2000
yılından itibaren indigo çocukların açtığı yoldan
dünyamıza ulaşan “Kristal çocuklar” için yine
“Groups” adına Steeve Rother şöyle sözeder:
“Kristal titreşimli çocuklar şimdi girmeye hazırlanırken;
önümüzdeki on yıl, takip eden bin yılın neler
getireceğini belirleyen enerjileri kurup sabitleyecekler.
Bu titreşimli çocuklar için bazı öncül izciler
kristal çocukların yalnızca birkaç sihirli vasfını
taşır olarak burada bedenlenmeye başladılar
bile. Hali hazırda, dünyanızda mevcut karmaşa
ve huzursuzluk içinde bile, şu an ışığın daha
önce erişilmemiş, karanlık alanlara erişmesi
için bir fırsat olduğunu görmenizi istiyoruz
sizden. Bu ışığın, kristal titreşimli çocukların
yolunu temizlemek için yayılması gerekiyordu.
Onlar dünyanıza geldikçe, savaş dediğiniz şey
artık varolmayacak.
Kristal çocuklar, son derece güçlü fakat bir
o kadar da incinebilir yapıdalar. Bu çocuklar,
beşinci boyut özelliklerini kullanabilecek üstün
bir evrim düzeyindedirler. “İndigo çocuklar”,
sistemlerimizi “Kristal çocuklar”ı destekleyecek
şekilde değiştirme konusunda direkt yardım için
geldiler. “Kristal çocuklar” yerlerini alıp
yetişkinliğe geçtiklerinde, artık norm olmuş
olanı kimliklendirmek için isimler kullanmayacaksınız
ve “Kristal çocuklar “ sözü kullanımdan silinecek,
indigo çocuklar ise kendilerini feda ederek
önemli bir boşluğu doldurmayı kabul etmiş olanlardır
ve indigo çocuk unvanı daima onunla kalacaktır.”
Kristal Çocuklar , kristal gibi
berrak kalplerinde korku ve endişe taşımıyor.
Bizlere evrenle uyum içinde salınarak birlikte
akmayı öğretecek çocuklar.
Yeni çocuklarlarla yeni ufuklar,
yeni dünyalar , yeni umutlar dileğiyle.
SEVGİ ve IŞIKLA
İndigo ve kristal
çocuklarla ilgili bilgi alınabilecek kaynaklar
kitaplar;
Kryon “Tanrıyla birlikte”
Lee Carroll & Jon Tobber “ İndigo çocuklar
, geldiler”
Ayla Özaygen “ İndigo çocuklar”
Doreen Virtue “Kristal Çocuklar” “ The Care
And Feeding of İndigo Children”
http://groups.yahoo.com/group/yenicocuklar
http://groups.yahoo.com/group/indigo_turkey
Yeni Dünyanın Çocukları Dergisi “Children of
the New Earth”
indigoturkiye@yahoogroup
bilgi@indigoturkiye.net
|