Enerji Beden Dengesi
 
 
The Reconnection
Rasheeba
Shiatsu
Reiki
Arjantin Tango
 
 

‘KANSER’ REHBERİM OLDU
(Chi dergisi Nisan 2007)

Kanser çağımızın vebası olarak kabul ediliyor. Gezegenimizde bir arada yaşayan çeşitli bilinç düzeyindeki insanlar için de kanserin değişik tarifleri var. “Dört Anahtar” isimli kitabında Dr Zhi Gang Sha kanserin şifa sunabileceğinden bahsediyor. Diğer tarafta başımıza gelen her hastalığa değişmesi gereken zihinsel kalıpların sebep olduğunu savunan “Hastalık iyileşmeye giden yoldur” adlı kitapta kanserin “ben merkezci” davranışlarda kendini ortaya çıkardığı savunuluyor.
Kimine göre kötü kader, kimine göre stresli yaşam koşulları veya genetik kimilerine göre de zihinsel kalıplar veya bizim yarattığımız, kendimize çektiğimiz bir enerji.

Her ne olursa olsun kanser artık nerdeyse her eve girdi. Bir çoğumuzun aile çevresinde biri ya da çok yakın bir arkadaşı kanserle tanıştı. Son yıllarda özellikle genç insanları hedef alan kanser tüm bu bilgilerden yola çıkarsak bize ne söylemek istiyor? Evrensel yasalara göre sebepsiz hiçbir şey olmayacağına göre “esas amacı” ne?
Kimi kansere yenilirken kimide kanseri yeniyor. Ya da kanserle beraber bir yolculukla yeni bir dünyayı keşfediyor.
Erim Ergün’ de kansere alışılmışın dışında yaklaşan çok özel genç bir adam.
Aslında birazda özünde benzeşen sebeplerden dolayı Erim’le yollarımız 2004 yılında yoğun şifacılık eğitimlerim sırasında kesişti. Onu ilk tanıdığımda çok sağlıklı, dinamik ve de neşeliydi. Daha sonra yakın çevresinden kanser olduğunu duyduğumda çok şaşırdım. Kanser ona hiç yakışmamıştı. O zamanlar, ikimizde şifa aradığımız sorunlarla, öğrendiğimiz teknikler ve sonrasında tüm bu birikimi hayata geçirirken, bu çok farklı sohbetle tüm bu evrensel senaryoyu aktaracağımı hiç düşünmemiştim doğrusu.
Her şey paylaşmak içindi ve zamanı gelmişti. Erim’le onun anılarına ve deneyimine bir yolculuk yaptık. Bu sohbeti olduğu gibi aktarıyorum ve diliyorum ki bu çalışmamız hem şifa olsun hem de ufuklarımızı açsın.

******* ******* *********

Ferhan Gürbüz: Erim, şimdi en başından başlayalım. Hikayenin en başına gidelim.
Sen bir deneyim geçirdin. Bu deneyim bir çok insan için korkulu bir rüya.
Açık açık konuşabilirmiyim?

Erim Ergün :Tabiiki

FG:Bunu en başından en sonuna kadar bir hikaye gibi ele alalım. En önemli şey insanlar bir gün hayatlarında bir semptom olsun veya olmasın her hangi bir şekilde pat diye kanser olduğunu öğrenebiliyor. Bunu öğrendiğin anki duygu ve düşüncelerin ve yaşadıkların nedir? Bundan biraz bahsedermisin?

E.E. 2000 yılının Nisan aylarına gitmek gerekir başlarken hikayeye. Aslında bunun öncesini de çok kısa bir şekilde özetlemek istiyorum çok eşzamanlılıklar sonucu bu hastalığın nasıl tespit edildiğini. Ben 2000 yılı , kaç yaşındaydım aşağı yukarı 28 yaşındaydım ve o zamana kadar böyle hep kendine çok bakan , çok dikkat eden sporunu yapan ve genç görünmek isteyen kendine özen gösteren birisiydim. Hiçbir şekilde kendime hiçbir hastalığı kondurmazdım. O zamana kadar da Allaha şükür ufak tefek problemler dışında ciddi hiçbir hastalık , kaza bile yaşamamıştım.
2000 yılının Nisan ayı içinde işyerinde işle ilgili bir ziyaret sonucu Adapazarı’na gittiğimde oradaki sevdiğim bir bayi “bana mutlaka gel bir test yaptıralım “ diye ısrar etti. Kendisinin şekeri vardı, kan testi yaptıracaktı. “Sende benimle gel” dedi. “Olur” dedim. Sonra orda ısrar ettiler “Erim bey size de bir kan testi yaptıralım” diye. Hiç hayatta kan testi yaptırmamıştım o zamana kadar. Oradaki bir laborant kız çok ısrar etti, çok içinden gelerek ısrar etti. Bende “tamam” dedim.
Verdiğim kanın testinin sonucuna baktıklarında kızın gözleri fal taşı gibi açıldı ,o anı hiç unutamam. Laborant dehşete düştü, ben ne olduğunu sorduğumda o normalde 10 - 12 bin olması gereken lokositin (beyaz kan hücresi) 200 binlerde olduğundan, hatta okunamayacak kadar çok yüksek olduğundan bahsetti. Tekrar yaptı testi bir yanlışlık olmasın diye . Ama tekrar aynı sonuçları görüldü.
Ondan sonra laborant “ birkaç ihtimal var Erim bey” dedi “ya bir iltihaptır ya da korkarım ki lösemi yani kan kanseri“.

Hemen beni Alman Hastahanesine orda bir doktora yönlendirdiler. O doktorda hiçbir yorumda bulunmadı, o da beni profesörüne yönlendirdi .Böyle zincirleme bir süreç yaşandı ve en sonunda ben kendimi Alman hastahanesinde buldum testler yaparken . Ama bana hala hiç bir şey söylenmemişti. Ailem geldi, etrafımdaki arkadaşlarım geldi.
Hiç unutmuyorum telefonda babamı konuşurken ağladığını duydum. Ve ben hala bir anlam veremiyordum. Her şey yolunda görünüyordu. İlk kez babamı ağlarken gördüm, zor ve şaşırtıcı bir deneyimdi. Daha sonra evdeyken özellikle Vildan teyzem hep yanımdaydı bana destek için Ankara’dan gelmişti. Hastaneye gerekli tahlilleri yaptırmak için beraber gidiyorduk. . Çünkü gücüm de yoktu gerçekten . Kendimi oldukça güçsüz de hissediyordum fiziksel olarak, yanımda birisinin olması iyiydi.
Sonra yakın bir arkadaşım olan İhsan’dan bir telefon geldi. O benim çok
üzerime düşerdi, çok severdi. Telefonda şöyle dediğini hatırlıyorum “kendine çok dikkat etmelisin, sen kansersin”.Böyle bir şey dedi.
Ben önce şok oldum “sen ne diyorsun”, sonra teyzeme döndüm
“Doğrumu” diye işte teyzem yuvarlak ve üstü kapalı cevaplar verdi. Ben anlamıştım olayı ama hiçbir şekilde de öyle büyük bir sarsıntı da yaşamamıştım . Çok doğal karşıladım, sanki iç güdüsel olarak bunu biliyormuşum gibi çok rahat karşıladım o andan sonra zaten tedaviler başladı.
Bir takım iğneler, ilaçlar. Kendi tedavimi kendim uygulamaya başladım. Çünkü her gün sabah akşam iki iğne oluyordum. Kendim yapmaya başladım iğneyi,o dönemde bir takım yan etkiler tabi ki oluyordu,depresyon,yüksek ateş vs. Onları tolere etmeye çalışıyordum. İşle ilgili herkes destek oluyordu bana, bir süre işe gitmedim. Bir hafta iki hafta , evde dinlendim. Biraz daha esnek ti işe gidiş saatlerim . Sabahları çok erken gidemiyordum, kalkamıyordum tabi.

FG:Nerde çalışıyordun o zaman?

E.E. Özel bir şirkette satış sorumlusuydum.Şu anda da yine aynı yerde çalışıyorum. Daha sonrasında Eylül ayına doğru geldiğimizde ben bir şekilde Reiki ile tanıştım . Kuzenimin tavsiye etmesiyle Reiki 1 eğitimini aldım Gülcan Arpacıoğlu’ndan Eylül 2000 de. Benim için yeni bir denemeydi daha önce hiç böyle bir enerji çalışmasıyla karşılaşmamıştım. Sadece bir bioenerjiste gitmiştim yine bir yakınımın ısrarı ile Modada, 6-7 seans . Enerjiyi çok fazla algılayamıyordum açıkçası .Yani bir şeyler oluyordu ama enerjiyi çok net algılayamıyordum o zamanlar. Reiki 1 güzel bir eğitimdi benim için . Ama hala içimde bir direnç vardı kendimi açmak yönünde.Kendimi o içimdeki olumsuz kalıpları çözmek yönünde hala çok erkendi benim için. O yüzden hiç unutmuyorum Gülcan hanım daha sonra beni çağırmıştı “gel burada sana Reiki uygulayalım düzenli olarak”diye. Ben gitmemiştim . Hatta birkaç kez aramıştı, ben neden bu kadar ısrar ediyor diye hatta içten içe kızmıştım. O zamanlar kapalıydım kendi içimdeki yolculuğa .

FG: Bu arada nasıl bir tedavi aldın? O iğneler ne tür bir tedavi idi?

EE: O tamamen lokositi kontrol altında tutmaya yönelik , düşürmeye yönelik öncelikle. İlk önce kontrol altında tutmaya amaçlı bir tedavi idi. Direkt çözüme yönelik bir tedavi yoktu. Kontrol amaçlı bir tedavi idi inter …alexan ve interferon .. iki iğne kullanıyordum, ikisini aynı anda kullanıyordum bazen. Bunlar tabii ağır iğnelerdi.
Ağızda özellikle çok yaralar çok ateş yapıyordu .Depresyon yapıyordu özellikle.Öyle yaralar oluyordu ki bırak yemek yemeği ağzımı açsam bile feci derecede acıyordu havayla temas olduğu için .

FG:Kemoterapi aldın mı ?

EE:Bunlar kemoterapi iğneleri özellikle löseminin bu tipinde yani KML de kullanılan.

FG:
Bilinen kemeterapi bunlar mı oluyor?

EE:
Bilinen kemoterapi değil ama sonuçta kemoterapiye yakın bir takım iğnelerdi. Belli kürler dahilinde oluyor normalde kanserli hastalarda ama bu çok daha düzenli uzun süren kullanımlı iğnelerdi. Her gün ve düzenli olarak kullanıyordum.

FG:Ne kadar süre kullandın?

EE:
Bu iğneleri kullanmam herhalde iki buçuk üç sene sürdü.

FG:
Bu süreç içinde bioenerjiste gittin ,sonra da Reiki ile tanıştın.
Reiki ile tanışman ve kabul etmen bu iğne tedavisine başladıktan ne kadar süre sonra oldu?

EE:Bilinen modern tıp tedavisi başladı. Aşağı yukarı Nisan ayı içinde lökositi düşürücü bir hapla başlayıp 1-2 ay içinde hemen iğneler başladı, 4 ay sonrada Reiki ile tanıştım. Bu Eylül ayında oluyor , daha sonra tam net olarak hatırlamıyorum ama yine çok eşzamanlılık sonucu Z. Sevil Güven ile tanıştım. Bizim Moda’da bir güzellik merkezi vardı hep önünden geçtiğim ve yine arkadaşımla önünden geçiyorduk . Orda “Shiatsu” diye bir ilan vardı.Benim ilgimi çekti. Shiatsu yu daha önce duymuştum. İçeriye girdim içerisi kalabalıktı. Sonra ben Shiatsu yaptırmak istiyorum dedim. Sevil bana neden Shiatsu yaptırmak istiyorsun diye sordu .
“Çünkü ben lösemiyim bunun faydası olacağını düşünüyorum, o yüzden”.dedim. O ise Shiatsunun şu anda uygun olmayacağının, reflexolojinin bana daha faydalı olacağını söyledi.

Sevil’le tanışmamız o zaman oldu . O bana Acmos terapisi yapmaya başladı. Kendisi o zamanlar Acmos terapisini kendi tecrübe ve deneyimleri ile birlikte geliştirme sürecindeydi ve gerçekten o terapinin çok faydasını gördüm. Hızlı deneyimler ,içsel enerjimin vücudumda akışını deneyimlemeye başladım.

FG:Tedavi süresince hissedemiyorum dediğin enerjiyi hissetmeye mi başladın?

EE:. Evet.O zamanlar çok enteresan , çok güzel deneyimlerdi .
Uzunca bir süre Sevil ile yakın temasımız oldu..Burada tekrar gerçekten ona sonsuz sevgi ve teşekkürlerimi sunuyorum benim sürecimde bana en çok etkisi olan kişidir kendisi.Bu arada O da yeni bir şeyler denedi çünkü o da Türkiye’deki çalışmalarının ilk yıllarındaydı. Ben de onun için iyi bir örnek idim açıkçası. Bir süre bu şekilde devam etti. Ve her geçen gün ben kendimi daha iyi hissetmeye başladım.
Yoga ile tanışmamda aynı zamanda idi aşağı yukarı 2001in başlarında yoga ile tanıştım

FG: O zaman hastalıkla tanışman ve deneyimlemene paralel olarak ruhsal ve kişisel gelişiminle ilgili teknikler ve sistemlerle de tanışmaya başladın. Eşzamanlı olarak karşına çıkmayamı başladı?

EE: Evet aynen öyle. Ve bununla birlikte bu hastalığı niye yarattığımla ilgili bir takım çözülmeler olmaya başladı. Enerjisel ve zihinsel bir takım farkındalıklar oluşmaya başladı.
Yılların birtakım olumsuz kalıpları özellikle kendini “Değersiz hissetme” “kendini yetersiz hissetme” “kendine acıma” ile ilgili kalıplar çözülmeye başladı ve bunlarla yüzleşme süreci yaşadım. Bu gerekliydi ama aynı zamanda zor bir süreçti. Kolay bir dönem değildi. Eskinin gidip yerine yeninin gelmesi diye tabir edeceğim yeni olumlu kalıpları devreye sokacağım bir süreçti. Eski giderken de çok kolay gitmiyordu tabii daha doğrusu bunu ben de zorlaştırıyordum.
O günler benim tamamen kendimle yüzleşme ,kendimle baş başa kaldığım kendimle olma sürecimdi, gerekli bir geçişti benim için. Çok yoğun bir içsel yüzleşme dönemi yaşadım.

FG: Bu ne kadar sürdü ?

EE:
Bu aslında uzun , aşağı yukarı 3-4 yıl sürdü. Yoğunluklu olarak belki ilk birkaç yıldı. Ama ondan sonra da tabii azalarak eski bir takım bilinç altındaki kalıpların temizlenme süreci 3-4 yıl sürdü ve aslında hala sürüyor. Yoğun olarak yüzde doksan lık kısmı bu yıllar boyunca sürdü.

FG:Bizim tamamlayıcı tıp dediğimiz sistemde sen hangilerinden ne şekilde faydalanmış oldun?

EE:Reiki başladı, Acmos terapi başladı sonra yoga ile tanıştım. Hatta aynı aşamalarda artık kendim insanlara uygulamak anlamında yolunda EFT (Emotional Freedeom Technic) eğitimi aldım ama o tabii daha sonraki aşama , 4 yıl sonra . Yoğun olarak Reiki, Yoga ve Z. Sevil’in Acmos Terapi temelli geliştirdiği kendi sinerjik şifa tekniği diyebilirim.

FG:Bunların senin tahlillerinde, ilaç kullanımında etkisi oldu mu ?

EE: Kesinlikle oldu . Çünkü iğneleri çok rahat tolere edebiliyordum. Yan etkisi çok daha az oluyordu.

FG:Bu tedavi boyunca senin yaşam kalitende ne gibi değişiklikler oldu? İş hayatın, özel hayatın da vazgeçmek zorunda kaldığın şeyler var mıydı? Yoksa her şey böyle bir şey yokmuş gibi mi devam etti?

EE: Her şey olduğu gibi devam etti.İş hayatıma devam ettim. İlk zamanlar çok yoğun değildi , biraz düşürmüştüm tempoyu ama her gün işe gidiyordum

FG:Peki sen bunu almış olduğun destek tedaviye mi bağlıyorsun? Yoksa bu hastalığın seyri sende böyle mi oldu?

EE: Terapilerin faydası çok fazlaydı. Bir kere içsel enerjimi, içimdeki tükenmiş o hayat enerjisini tekrar kullanmaya başlamıştım .Bu çok önemli, kendi içsel enerjimi kullanmaya ve bunu kendi içimde dönüştürmeye başlamıştım belli tekniklerle. Gün içinde o yüzden çok fazlada yorulmuyordum açıkçası.. Normal şartlarda bu tedavi uygulandığında bir yorgunluk bir bitkinlik olacakken bende o pek gözlenmiyordu.

FG: Peki sonunda bu hastalıkla ilgili bir bitiş noktasına geldin mi. Kontroller oluyor , görünmüyor artık, bir tepe noktasından iniş oldu mu aşağı?

FG: En son gelinen noktada şu an bir hap kullanıyorum. Bu hapta son üç yılda çıkan bir hap hatta tıpta kanserde devrim diye gazetelerde, medyada çıktı . Şu an profösörümün isteğiyle bu hapı kullanıyorum ama yapılan genetik testlerde bu hastalığın tam olarak bittiğine dair sonuçlar var. Hala koruma anlamlı bu hapı kullanmam isteniyor, bende kullanıyorum.
Modern tıbbı reddetmiyorum , ama biliyorum ki bu ilacıda zamanı geldiğinde bırakacağım.
Çünkü bu hastalığı ben yarattım ve öğrenmem gerekeni öğrenip bu hastalığı ben bitirdim ve bu hastalık bittiyse ilaca da gerek yoktur. Zamanı geldiğinde onu da bırakacağım. Modern tıbbın ve tabii ki hocamın ikna olması ile .

FG: O zaman bu durum aslında dünyasal ve zihinsel olarak baktığımızda olumlu olmayan bir deneyimken senin hayatında başka bir şeyleri görmen, yaşaman başlatman için bir rehberlik mi yapmış oldu?

EE:Evet kesinlikle.

FG: Radikal olarak senin hayatında neler değişti?

EE: Öncelikle şu anı yaşamaya dair yeteneğim çok fazla. ‘Şimdi’yi yaşamaya dair. Zaten yaptığım çalışmalar da yoga olsun, meditasyon olsun , bu çalışmalarda bunu destekledi. Tek gerçek zaman olan ‘şimdi’ye daha yoğunlaşmak ,geçmiş- gelecek ; geçmiş hiç kalmadı diyebilirim. Geleceğe zaman zaman ister istemez gidiyoruz. Ama geçmişteki o acılar o anılar o çözülmemiş enerjiler çözüldü ve geçmişe gitme ihtiyacı kalmadı. Şu anda olma durumu çok arttı. Zaman zamanda geleceğe gidebiliyorum ama şimdiye odaklanma yeteneğim çok arttı. O nun dışında artık olumlu tarafından bakabiliyorum bir çok şeye.
Tabi bu Polianna’cılık değil, aslında belki burada bunu da vurgulamak lazım çünkü bir çok insan Poliannacılık oynamak diyebiliyor positif düşünmeye .
Ben şöyle bir ayrım yapıyorum. Poliannacılık aslında olmadığın bir şeyi olmaya çalışmak. Pozitif ve olumlu düşünce ise karanlık taraflarının farkına varıp bunlarla yüzleşmek ve içindeki sonsuz gücü ve potansiyeli farketmek.Ggerçekten içindeki gücün farkına varıp olmadığın şeylerle özdeşleşmeyi bırakıp o içindeki güce odaklanmak. Olmadığın bir şeye benzemek değil gerçekten kendi içindeki gücü fark edip ona odaklanmak. O zaman zaten positif düşünce ve olumlu düşünce kendiliğinden zorlamasızca geliyor . Olumlu düşünce çok arttı ve gerçekten kendi hayatımı kendim yarattığımı anlamaya başladım her türlü deneyimle. Aslında kendim öğrenebilmem , görebilmem için yaratmaya başladığımı anladım. Farkındalığım çok arttı yani her an yeni bir şey keşfettim hayata dair .Her an çok keyifli bir yolculuk haline geldi benim için.

FG:
Benim seninle tanıştığım zaman veya bir çok şifacının başına gelen bir anlamda; hepsi daha önce ağır bir ağır bir hastalık geçirip onu tedavi etmek için ilk önce kendilerini veya bu çok sevdiği biri olabilir, onu tedavi etmek için bir arayışa yöneliyor. Bir çok teknik ve sistemle tanışıp daha sonrada hatta kendi sistemlerini yaratarak şifacı olma yolunda bir değişim dönüşüm yaşıyorlar . Sende şu anda şifacı olmasan dahi buna yönelik daha çok kendini geliştirme ve kendinde kullanman ötesinde başka girişimlerinde oldu. Biraz da
onlardan bahsedermisin? Onlara nasıl yöneldin? Tamam, Reiki bana iyi geliyor dedin, aldın, yoga iyi geliyor , yaptın ama . Sen eğitimlerde aldın. Ne yöneltti seni ? Sonra o ne duygusuydu? Tamam, ben faydalandım burada bitti benim işim diyebilirdin ama sen daha ilerisine gittin.

EE:
Tabi öyle olmuyor bir güç sizi daha ileri götürüyor. İçten içe ben şifacı olduğumu biliyordum. Aslında herkes şifacı fakat bazı insanlar bunu fark ediyor,daha doğrusu bazılarının belli bir plan dahilinde bunu fark etmesi gerekiyor Bu şifa teknikleriyle önce kendime sonra diğer insanlara faydalı olabilirim.Hep bu dürttü beni bir takım şeylere itti tabi ki. Sekiz ay boyunca Acmos temelli ZSG sinerjik şifa eğitimini almam ise biraz daha özel bir şey. Çünkü bizzat tekniği kendi üzerimde deneyimlediğim bunun faydalarını görmüş olduğum için . İnsanlara daha çok faydalı olabilmek için. Çünkü deneyimlerle çok daha iyi anlayabiliyorsunuz ve ondan sonra insanlara faydalı olma isteği içinizde oluşuyor.

FG: Hepsini tekrar sıralarsak neler var şu anda şifa tekniği olarak öğrendiğin ve başkalarına uygulayabileceğin?

EE: Reiki var, yoga hocalığı sertifikam var 3 ay önce aldığım çok sevgili hocam Ayşe Belce ve onun da hocası olan Adnan Çabuk tarafından bana verildi.Her ikisi de yogaya hayatlarını adamış ve bunu çok özel bir şekilde uygulayan kişiler.Buradan kendilerine şükran ve sevgi sunuyorum. ZSG sinerjik şifa tekniği eğitimi aldım EFT yi sayabiliriz,renklerle ve taşlarla terapi ki eğitimi sevgili Zuhal Sönmez’den aldım. Ona da bu vesile ile teşekkür ediyorum her ihtiyacım olduğunda yanımdaydı. O özel bir dost. Son olarak Yaşam Koçluğu eğitimi aldım.Halen çok özel birisiyle Sn. Mübeccel Can Nuyan ile Reiki Masterlığına hazırlanıyorum.O gerçekten çok özel,78 yıllık ömrünün hemen hemen tamamını ruhsal çalışmalara adamış ve sadece Reiki konusunda değil burada sayamayacağım kadar çok konuda engin bilgisi olan bir kişi.O na da burdan sevgi ve şükran sunuyorum.

FG: Kişisel deneyim ve öğrendiklerin çok özel. İnsanlar için çok daha faydalı olacak başka bir şeyler düşünüyormusun? Çünkü bir çok insan deneyimliyor ama bir şey öğrenmiyor. Yahut ta öğreniyor ama deneyimi olmuyor içinde kişisel. Sende bunun ikisi de var bunu
harmanlayıp insanlar için çok daha faydalı olacak bir hale getirmeyi düşünüyormusun?

EE: Düşünüyorum. Şifacılığın ötesine geçmeyi düşünüyorum. Çünkü ‘şifacılık’ adı üstünde. Bir şifa yapan birisi var, birde alan birisi var . Ben ikisinin de ötesine geçip şifayı yapanla şifayı alanın birleştiği bir sistem, yani aslına ne şifa alan var ne şifa yapan var.

FG: oyun mu hepsi aslında ?
EE: Oyun demeyelim de aslında insanların şifaya ihtiyacı yok. İnsanların sadece İçindeki gücü fark etmeye ihtiyacı var. Ben işin biraz daha farkındalık tarafına kaymayı istiyorum.
Hep insanların bilinçlerini, zihinlerini değiştirmesi için uygun bir enerji alanı yaratma fikri ilgimi çekti benim.
Yani daha kökten çözmekle alakalı. Çünkü insanlar size 10 kez 20 kez seansa gelir , kendini çok iyi hissederler ama içlerindeki o olumsuz kalıpları o zihinsel kalıplar ve bilinç değişmedikçe o hastalığı tekrar yaratma gücüne ve potansiyeline her zaman sahipler. Ben o yüzden daha çok biraz fazla işin farkındalık tarafında olmayı hep tercih ettim ve ediyorum. O yüzende Yaşam Koçluğu eğitimi aldım. İnsanlarla konuşmak bir adım daha ötesi insanların bir şeyleri farketmelerine vesile olmak . Benim amacım bu. Bu ister hastalık olur, ister önünü tıkayan işle ilgili, kişisel özel hayatıyla ilgili bir şey olabilir. Ama onu yapıyorken de aslında ben şifa yapacağım. Klasik anlamda birisini yatırıpta ellerle onu kontrol etmek de bir yöntem ama illa belirli bir formatta olması gerekmiyor. Çünkü enerji her zaman nasıl işleyeceğini biliyor, yeter ki niyet edelim ve bu işleyişe izin verelim.

FG: Ben böyle format oluşturma yolundayım mı demek istiyorsun?
EE: Evet, aynen öyle
FG: Hedeflediğin bir kitle veya hasta insan grubu var mı? En çok kimlere faydalı olabileceğini düşünüyorsun?

EE: Hazır olan herkese faydalı olabileceğimi düşünüyorum. Sadece hasta insan olarak ayırt etmek istemiyorum . Ama içindeki potansiyeli arayan farkına varmak isteyen ve şu an algıladığımdan daha fazlası olabilirim diyebilen ya da içgüdüsel olarak isteyen herkese faydalı olabileceğime inanıyorum. Tabi ki kendi yaşadığım hastalık ile ilgili deneyimlerim özellikle buna benzer hastalık deneyimi yaşayan insanlara büyük faydası olacağını düşünüyorum.Ancak özellikle sadece hastalara hitap etmek değil amacım.

FG: Şu anda profesyonel yaşamın ortasında , tam kalbindesin. Bu dileklerini projelerini nasıl bağdaştırmayı düşünüyorsun? Yavaş yavaş mı oturtacaksın yoksa ileriye dönük bir proje olarak yada zaman zaman workshoplar şeklinde mi ilerlemeyi mi düşünüyorsun? Planların ne bunu hayata geçirmek için??

EE:Biliyorum ki bu bir şekilde benim hayatımın tamamını kapsayacak bir duruma gelecek. Ama bu geçişi biraz yavaş yapıyorum bu ara. Şu anda profesyonel iş hayatındayım.
Ama ileriki yıllarda tamamen enerjimi potansiyelimi bu çalışmalara yöneltmeyi düşünüyorum. Belki bu daha da hızlı olabilir.

FG:Peki bütün bunların başlangıç noktasından ve şu anda senin geldiğin noktaya bakarsak kanser sana bir anlamda rehberlik mi yapmış oldu?

EE:Kesinlikle , insanların hayatında karşılaştıkları dehşet verici olarak gördükleri hastalıklar aslında onları başka bir yere taşıyan rehberler gibi de düşünülmeli.

FG: Bir hastalığın ortasında olup ne yapacağını bilemeyen acı çeken insanlara bir mesajın var mı?
EE: Bu ,her türlü olumsuz durum gibi gördükleri olay aslında bir fırsattır dönüştürmek için .Yeter ki bunun farkında olsunlar.

FG:Şu anda kanser hastası olan insanlara kişisel deneyimlerinden ne tavsiye edersin?

EE: Reiki başlangıç için güzel , iyi bir yöntem. İleri aşamalara da götürebilir kişi isterse. Yogayı tavsiye ederim. Yoga da enerjisini arttırması ve gevşeme yeteneğini kazanması için çok iyi yöntem.Yoga ve Reikiyi kesinlikle tavsiye ederim. Aynı zamanda Acmos ta tabii ki.
Acmos konusunda da yeni terapistler yetişti.

FG: Sen gerçekten özelsin bu anlamda, çünkü bazı insanlar kanser oluyor bir anda çok kötü iken daha başlangıçta bir anda düzelebiliyor.
EE: Ben adım adım çok şeyi, kişisel olarak yaşadım. Niye yaşadım? Aynı şeyi yaşayan insanlarla paylaşmak için . Yoksa ben bir veya iki senede de düzelebilirdim. Ama duygusal, zihinsel dönüşümü benim yaşamam gerekiyordu ki bunu ilerde insanlarla paylaşayım. Bir sabah kalktığımda her şey düzelebilirdi ama ve insanlarla paylaşacak, ve bu süreci zihinsel ,ruhsal dönüşüm anlamında yaşayan insanlara yardımcı olacak bir deneyi yaşamamış olurdum.

FG:Eğitimlere devam ettin, peşinden gittin, sertifika aldın, geniş bir zaman içinde sindirerek birebir yaşadın. Bu Fotograf içinde hayatında başka ne değişiklikler oldu?Özel hayatında nasıl değişiklikler oldu?
EE:O zaman birazda özel hayata girelim.
FG:Evet özel hayatında nasıl gelişmeler değişiklikler oldu?
EE:Konuşabilirmiyiz her şeyi?
FG:Tabi; sen anlatmak istedikten sonra.

EE::Şimdi Özellikle Sevil’le tanıştıktan sonra terapiler uygulanmaya başlayınca yoğun bir kundalini enerjisi açığa çıkmaya başladı. Ama bunun yan etkileri olmaya başladı. Hem keyifli ama hem de cinsel anlamda da beni hiper aktif hale getirmişi. O zaman Sevil bana “Keyfini çıkart, bir gün gelecek bu seni çok rahatsız etmeyecek.” Demişti. O bir dönemdi hayatımda. Daha sonra stabil hale geldi enerji. Aslında enerjiyi dönüştürmeye başladım, alttaki o kundalini enerjisini yukarılara çıkartıp onu farkındalık aracı olarak kullanmaya ve sevgi enerjisine dönüştürmeye başladım değişik tekniklerle. O da çok keyifliydi. O zaman o enerjide çok fazla rahatsız etmemeye başladı bir süre sonra. Çünkü onu yönlendirmeyi öğrendim.Daha sonra bir süre inzivaya çekildim, belki bir sene hayatıma hiç kimse girmedi karşı cinsten.
Kendimle beraberdim hafta içi çalışıyordum, hafta sonu genelde kendimle beraberdim kitaplarımla. Kitap okuduğum bir dönemdi. Sonra artık hayatıma birisi girsin ve hiç evlenmeyi düşünmediğim halde evlenmeye karar verdim. Evleneceğim ama benim gibi bir adamla herkes yapamayabilirdi. “Benim gibi bir adam derken” gerçekten ruhsal anlamda benimle bir şeyler paylaşacak kimlikte olması gerekirdi. Ben o kararı vermiştim o yıllarda aşağı yukarı 2003 ün sonlarına tekabül ediyor. Böyle bir niyeti yaptığımda evrenden gerçekten benimle anlaşabilecek bir insanın portresini çizdim. 2003ün Ekim ,Kasım’ında da böyle birisi, üç dört ay içinde ‘Özlem’ karşıma çıktı. Bizde evlenmeye karar verdik, Ocak’ta nişanlandık, 2004 Haziran’da da evlendik. Halende evliyiz.

FG: Hikayeni burada hangi sözlerle noktalamak istersin?

EE: HER AN YENİ BİR BAŞLANGIÇTIR.

Işıkla kalın.

 
Copyright 2005© "EnerjiBedenDengesi" Her hakkı saklıdır.
www.enerjibedendengesi.com bir Bora Döken tasarımıdır.