ÇEVREMİZ BİZE SALDIRDIĞINDA
("CHİ"
dergisi Eylül 2006)
Hayat elektro manyetik
dalgalardan ibarettir. (Le Secret De La Vie)
1929
Bugün değişen ve gelişen tıp teknikleri
çoğunlukla insan bedeni üzerinde yoğunlaşmıştır.
Fiziksel rahatsızlıklarımızın artık
ilk önce enerji boyutunda var olup daha sonra
zihinsel ve organik bozukluklara , dengesizliklere
neden olduğunu biliyoruz ve bu konuyla ilgili
çalışmaların neticeleri göz kamaştırıcı bir
şekilde gelişiyor. Mükemmel sağlık için Yoga,
Reiki , Meditasyon yapıyoruz; stresten uzak
duralım, mümkün olduğunca yediklerimize dikkat
ederek organik beslenelim diyoruz. Bütün bunları
en uygun ve gelişmiş metotlarla yapsak bile
hastalıklardan bir türlü kurtulamıyoruz.
Kendimiz için çok şey yapabiliriz, ancak bedenlerimizi
özellikle enerji alanımızı
olumlu olmayacak şekilde etkileyen çevresel
saldırılar için yeterli bilgi ve donanıma sahip
miyiz?
“ Chi” enerjisinin akışını olumlu
yönlendiren sevimli ve çok da etkin olan Feng-Shui
yerleşim ve dekorasyon bilgisi hayatımıza çok
şey katıyor.Ancak evimize çok yakın bir baz
istasyonu, kanalizasyon künkleri, dev alış veriş
merkezlerinin zeminine yerleştirilen elektrik
kablolarından oluşan elektronik halatlar, savunmasızca
üstünde yürüdüğümüz toprağın altındaki maden
damarları , elektrik trafoları gibi bir çok
manyetik ve radyoaktif alan hepsi birer titreşimsel
dalga boyu yayarak kontrolümüzün dışında bizi
etkiler.
 |
Biz evimizde meditasyon, hafif
spor ve duşumuzu aldıktan sonra yola çıkıp iş
yerine varıncaya kadar ; çevremizdeki bu etkenler
enerji alanımıza zararlı dalga boyları ile saldırıp
dururlar.Eğer günlük yaşantımızı geçirdiğimiz
mekanlar bu tür saldırılardan uzak bir yerde
ve şekilde inşa edildiyse bu etkiler en azdadır,
yoksa fiziksel bedeni korumaya çalışan enerji
alanlarımızda gedikler açılır ve bizi koruması
gittikçe zorlaşır.Her çevresel etki için öz
kaynaklarındaki enerjiyi kullanan bedenimiz,
çoğunlukla bu enerjiyi minerallerini harcayarak
gerçekleştirir.
Her bir hücremizin üstünde varolan
öz ışığımız, doku, organ ve vücudumuzu tamamen
kaplayarak koruyan bir enerji alanından oluşur.
Ölçülebilir elektromanyetik bu kalkanların görevi
içsel ve dışarıdan gelen baskılara karşı fiziksel
bedeni korumaktır. Enerji alanımıza enerji girişinin
olduğu belli merkezler vardır. Bunların en bilineni
çakralardır. Girdap gibi helezoni enerjetik
merkezler olup enerji alanımıza sürekli her
yerde var olan Ki ya da Chi (yaşam enerjisini)
alırlar. Diğer önemli enerji hattı da meridyenler
ve üzerlerindeki akupunktur noktalarıdır. Enerji
alanımız için zararlı olabilecek alanlara girildikçe
çakralar ve akupunktur noktaları kapanarak enerji
alanımızı korumaya alır ve o bölgelerden zararlı
enerjilerin içeri girmesini önlemek ister. Güçlü
bir
 |
enerji alanına sahipsek o bölgeden
uzaklaşınca çakralar ve akupunktur noktaları
kendini açar ve normal enerji akışı devam eder.
Eğer enerji alanımızdaki enerji eksildiyse ve
yerine konmadıysa kapanan noktaları açmaya yetecek
gücü bulamaz, kapanan noktalar kapalı kalır
ve enerji akışı kesintiye uğrar . Bu süre uzar
ve süreğen olursa enerji gitmeyen bölge veya
organ güçsüzleşir ve hasta olmaya başlar.
Çevremizdeki saldırgan enerjilerin
etkisi enerji alanlarımızın gücüyle ilgili olsa
da bazı durumlar çok kişiseldir ve gen kayıtlarıyla
ilişkilidir. Örneğin civa zehirlenmesi deneyimlemiş
ve gen kayıtlarına civanın titreşimsel bilgisini
“ tehlike, tehlike” diye kaydetmiş bir kişide
bu alarm geni onun çocuklarına da geçer ve bir
gün torunu bir kır gezisi sırasında toprak altında
bir bölgede atık civa yoğunluğu bulunan yerden
geçer ve bütün vücudu alarm çalar, bir çok akupunktur
noktası bu daha önceden tanıdığı olası tehlikeye
karşı kendini korumak için sıralama , hatta
bütün meridyenin noktalarını kapatır. Diyelim
ki böbrek meridyeninde bir çok nokta kapandı
veya dışardan saldıran enerjinin titreşimi bütün
meridyende enerji akışını kesti, bu meridyenin
içindeki
 |
enerjinin akıp gitmesi demektir.
Tıpkı bir damarın kesilip kanın akması gibi
enerjide akıp gider. Ya da noktalar kapandıysa
içinde bloke olup kalır. Bu kişi o günün gecesinde
ve gelecek günlerde kendini iyi hissetmeyebilir,
halsizlik ve benzer şikayetlerle , enerji taşımayan
meridyen nedeniyle hasta olacak, sebebini anlayamayacaktır.Enerjisel
olarak “jeopatik” bir saldırıya uğramıştır.
Çok kişiseldir, aynı toprak üstünde yürüyen
diğer insanlar etkilenmemiş sadece o kişi etkilenmiştir.
Jeopatik saldırı çevreden gelen titreşimsel
zararlı bir etkidir ve vücudun buna enerji alanında
var olan kaynaklarını kullanarak tepki vermesidir.
Enerji tıbbı insanın hayatı boyunca karşılaştığı
hastalıkların % 33 ünü çevresel faktörlerin
oluşturduğunu kabul eder.
Evlerimiz, özellikle yatak odalarımız
en uzun süreyi 7-8 saatlik uykumuzu alıp gelecek
güne şarj etmiş olarak başladığımız yerlerdir.
En çok evimizin nerde inşa olduğuna, eğer henüz
olmadıysa toprağın altında neler olduğuna (akarsu,
gömü, maden) gibi titreşimleri ile yakın çevreyi
etkileyecek faktörlere dikkat etmek çok önemlidir.
Subtil Enerji biliminin gelişip
, kabul edildiği ülkelerde yeni yapılan evlerin
ve her türlü yeni inşa alanının altındaki jeopatik
stres araştırılmakta bununla ilgili sertifika
verilmektedir.
Alman Tıp doktoru Ernst Hartmann tarafından
saptanan kuzey- güney, batı- doğu yönünde bütün
gezegenimizi saran hatlar ve yaydığı enerjilerle
insanları etkilemektedir.
Hartmann hatları olarak bilinen bu enerjisel
ağ yaklaşık 20 cm genişlikte olup kuzey-güney
hattı 2 metre, doğu- batı hattı ise 2.5 m aralıkladır.
Hartmann ağı Geleneksel Çin ögeleri Yin ve Yang
ile ilişkilendirilmiştir. Yin , kuzey-güney
hattı; soğuk ve yavaş bir enerji olup kış mevsimini
temsil ederek kramplar ve romatizmayla ; Yang
, doğu- batı hattı sıcak ve hızlı enerji , ateş
ve iltihaplarla bağlantılıdır. Bu geometrik
ağın ortasında kalan alanlar nötr bölgedir
Yaşamımızı bu alanların dışında
tutmak olanaksızdır, Hartmann hatları bütün
gezegeni kapsar. Bu ağların üstünde zaman geçirmek
sağlık açısından bir etken olmamakla beraber
, hatlarının kesiştiği noktalar yaydıkları yüksek
jeopatik stres ile çok etkilidir ve bu noktanın
üstüne yerleştirilmiş bir yatak veya hiç yeri
değişmeyen çalışma masasının koltuğu kansere
davetiye çıkartır. Jeopatik etki direkt olarak
bir hastalık yaratmasa da bağışıklık sistemini
olumlu olmayacak şekilde etkilemeye başlar.
İlk önce uyku kalitesi bozulurken yorgunluk
baş gösterir. Dr E. Hartmann’ın 30 yıl boyunca
kanser hastaları ile yaptığı araştırmada % 85
inin jeopatik strese maruz kaldıklarını tespit
etmiş ve “Kanser yaşadığımız yerin bir neticesidir”
kavramı oluşmuştur.
Curry hatları da yine gezegenimizi
saran elektrik yüklü hatlardır. Dr Manfred Curry
ve Dr Wittmann tarafından bulunmuş, kutuplar
arası diagonal hatlardır ve 3 m aralıkladır.
Bu hatlar üzerinde yapılan araştırmada Dr Curry
pozitif yüklü hatlarda kanserli hücrelerin negatif
enerji yüklü hatlarda ise iltihapların oluştuğunu
gözlemlemiştir.
Yine Avusturya’lı araştırmacı Anton
Berker’ in görünmez radioaktiv duvarlar olarak
tanımladığı 1 metrelik hayali hatlar 33 metre
aralıkla kuzey-güney ve doğu- batıdan dünyayı
kaplar. Bazen Hartmann, Curry ve Benker hatları
kesişerek çok güçlü noktalar oluşturur.
Hasta bina sendromunun nedeni ise
genellikle bina altındaki yer altı sularıdır.
Feng Shui de bu tür radyosyona Sha Chi denir
ve binaların çelik konstruksiyon, teller ve
boru hatlarından yayılır. Sha Chi öldüren yıkıcı
enerjidir.
Yer altındaki maden damarları da yer altı sularıyla
aynı etkiyi yapar ve radon gazı yayar. Tatsız,
renksiz ve kokusuz radyoaktif bir gaz olan radon,
tamamen doğal bir oluşumdur. Varlığı Friedrich
Ernest Dorn tarafından 1900 da keşfedilen radon
gazı müsaade edilen miktarın üzerinde olduğunda
akciğer kanser riskini oluşturmaktadır. Arazide
yer altından gelen radon gazı titreşimleri ev
tabanındaki aralıklardan sızarak veya yapı malzemeleri
taş, toprak ve çimento ile yaşam alanlarımıza
girer. Ahşap evler nefes aldığından radon gazı
oranını minimuma indirir. Ahşap bir evde 10
bekarel radon ölçümü beton evlerde 300-400 bekarele
kadar çıkar. Amerika’da yapılan araştırmalarda
akciğer kanserinden ölenlerin % 14 ü bina içi
radon gazına maruz kalanlardır.
Küresel enerji bilimcileri bu enerjileri Almanya
, Avusturya , Fransa ve Kuzey Amerika’da kabul
edilmekte olan Dowsing metodu ve diğer ölçüm
sistemleriyle ölçebilmektedir. İnşaat öncesinde
bu alanlar araştırılmakta, raporlar düzenlenip
bu alanların yeri tespit edilip , olumlu olmayacak
şekilde yapabileceği etkilere karşı önlemler
alınmaktadır.
Evrende dağılan frekanslar, yaşayan organizmaların
içine de girer , organizma kendini buna karşı
korur veya giren basıncı dışarı atar. Yaşamakta
olan her hücre titreşerek dalga yayan ve emen
bir enerji oluşumudur.İnsanları enerji parçaları
olarak görürsek onların devamlı vibrasyon dalgaları
verdiğini ve aldığını anlarız. Bu dalgalar elektro
manyetik alan yaratır ve yaklaşık 300 000 km/s
hız ile yayılır. Bu aynı zamanda ışığın hızıdır
çünkü ışık bir elektro manyetik dalgadır. Alman
bilim adamı Ernst Lecher’in yaptığı anten ile
bu alanları saptamak mümkündür. Lecher anteni
insandan, hayvanlardan, bitki, mineral ve çevreden
yayılan her türlü titreşimi ve enerjiyi ölçer.
Saldırının tipini ve problemin bulunduğu yeri
tam olarak bularak, enerji bozukluğunun kaynağını
ve kökenini saptar. Jeopatik, elektrik, elektro
manyetik, radyoaktif, cep telefonu ,ağır metal
zehirlenmesi gibi her türlü çevresel saldırıyı
bulmayı sağlar.
Proje düzeyinde en iyi yapısal yön ve materyali
bulmada yardımcıdır. İnsanın enerji alanlarının
dengesizliğini , hayvanların, bitkilerin, minerallerin,
aynı zamanda insanın zihin ve vücut sağlığını
etkileyen çevresindeki objelerin enerji niteliklerini
ölçmek için birçok özelliğe sahip en ideal alettir.Antende,
2.7 mineraller, 8.6 fay hatları ve oyuklar 10.0
ve 12.2 Hartmann-Curry hatlarının çakışma noktaları,
3.5 radon, 5.0 su 5.1 kurşun, 5.3 civa frekanslarıdır,
ilgilenenler not alabilir.
Einstein’in e=mc2 formülünde enerji
ile madde aynı şeydir ve bizimde yaratılmış
olduğumuz evren bir enerji denizidir. Bizi meydana
getiren bu ince yaşam gücü aynı zamanda çevremizdeki
her şeyi meydana getirir. Kuantum fiziği sub-atomik
düzeyde, maddenin enerji olduğunu ve enerji
sistemlerinin kaynaşması olduğunu gösterir.
Bu sub-otomik düzeyde bütün maddeler ‘sübtil
(ince) ışık partikülleri olan fotonlar yayarlar.
Lecher anteni ayarlanarak bu inanılmaz küçük
dalga boylarını ölçebilir. Anten elle tutulan
bir alet olduğundan Dowsinge (radyastezi) benzetilse
de dowsingin yapamadığı, subtil enerjiyi tanımlayabilir.
Hücrenin dengesini bozan diğer alanlardan biride
mikrodalga, x-ray (röntgen) dir. Bunlarda canlı
sistemi bozar. Çalışma masamın üzerindeki bilgisayardan
gelen enerji akımı beni rahatsız etmekteyse,
birkaç saat sonunda hücrelerim korumaya geçer
ve ben kendimi yorgun hissederim . Bu yüzden
evimizdeki aletlerin dışarıya verdikleri akımları
ölçüp organizmamızın üzerinde ne derece zararlı
olduklarını bulmamızda fayda vardır. Bu şekilde
kendimizi koruyabiliriz.
TV, gürültü, yüksek voltaj, elektrik sistemleri
gibi ağır enerji frekanslarının etkisi altında
devamlı kalıyorsak vücudumuza her gün daha çok
hasar vermektedir.. Hiçbir sağlık tedavisi uzun
süre etkili olmaz, çünkü bağışıklık sistemi
devamlı zorlanmakta ve zayıflamaktadır.
Bu yüzden enerji dengelemesi gereklidir. Enerji
yaşamın önemli bir bölümüdür. Bir çok ülkede
artık modern tıp bunu göz önünde bulundurmaktadır.
Çünkü bugüne kadar enerji ölçülemezdi ama şimdi
Acmos metodu sayesinde enerji ölçülebilmektedir.
Bir mühendis ve Enerji Tıbbı Doktoru
olan olan Réne Naccacian devrimci bir teşhis
ve tedavi metodunda da Broglie, Ernst Lecher,
Reinhard Voll , kuantik fizik ve Geleneksel
Çin Tıbbı’nın prensiplerini birleştirerek Acmos’
u yaratmıştır.Bu metot maddenin organizma üzerindeki
uyum ve sinerjisini, çevresel faktörlerin insan
organizması üzerindeki etkisini araştırır ve
olumlu olmayan etkileri nötrler.
Vücut her gün iç ve dış problemlere
maruz kaldığında , bazı enerjetik devrelerini
keserek bununla başa çıkmaya çalışır. Her uyarıdan
sonra, sağlıklı bir vücut kendi kendine kapanmış
enerji noktalarını bulur ve yaşam uyumluluğunu
tekrar düzene sokar, bu organik hayatın temelidir.
Ancak aşırı dış veya iç saldırı organizmanın
yavaşlamasına ve fazla enerji devresini kesmeye
neden olursa, o zaman vücut yaşamsal düzenini
kendi kendine düzene sokma kapasitesine kaybeder.
Bu enerji dengeleme metodu ile birtakım titreşim
yardım sinyalleri alınır ve enerji alanındaki
uyumluluk tekrar düzenlenir.
Kişinin iyi yaşaması, dış ve iç saldırılara
karşı gelebilmesine bağlıdır, bu saldırılar
ya doğuştandır yada daha sonra çevre koşulları
veya yaşam tarzından elde edilir.
Geleneksel Çin Tıbbı’nda vücudu etkileyen içerden
ve dışardan gelen enerjiler kabul edilir. İç
enerji YİN enerjidir (akciğer, kalp, dalak-
pankreas karaciğer ve böbrek) derin manyetik
alanı ;YANG olan ise (kalın bağırsak, ince bağırsak
mide, safra kesesi ve mesane) üst yüzey ” elektrik
alanı” nı ifade eder. Bu iki alanın birleşmesiyle
vücudun etrafındaki elektro manyetik bir alan
oluşur. Dr. Naccacian ayrıca bu iki alanın ve
birleşimlerinin dalga boylarını da bulmuştur.
Bu buluş en büyük etkisini doğal tedavide gösterir
çünkü bir insanın tam sağlıklı olabilmesi için
bu alanların alnın tam ortasından aşağıya doğru
ve vücudun iki yanında da dengede olması gerekir.
Bu yüzden “dengede ve merkezde olma” tanımları
ortaya çıkmıştır.
En önemli alan derin manyetik alandır
çünkü bu alan ne kadar dışarı kaymışsa o kadar
kronik hastalık vardır. Ağır kanser olan bir
hastanın manyetik alanı kayabileceği en son
yere kadar uzaklaşmış olur.
Enerji tıbbının üzerinde en çok durduğu konulardan
birisi de çevrenin insan üzerindeki etkisidir.
Vücut hiç durmadan cep telefonlarının etkisi,
ağır metal zehirlenmesi ve kablolardaki elektromanyetik
sızıntı, jeopatik stres gibi dışardan gelen
saldırılara maruz kalıyorsa iç enerji sistemlerini
dengeleyemez. Yapılan testlerde kulağa tutulan
kapalı bir cep telefonunun enerji alanlarını
iki metre dışa ittiği görülmüştür. Sürekli kullanıcılardaki
zararları inanılmaz olmalı.
Elektrikli cihazlarının kablolarında olabilen
elektrik sızıntısıyla ilgili ilginç bir deneyimi
Dr Michael Broking 17 yıl kanser olan bir kadın
hastasıyla yaşamıştır.. Ne yazık ki doktor evindeki
zararlı enerjileri kontrol edemeden hastası
vefat etmiştir. Daha sonra yapılan araştırmada
yatağın üzerine ve yatağın yaylarına ve bütün
yatağa yayılan baş ucunda elektrik sızdıran
bozuk bir priz bulunmuştur. Bu prizin 17 sene
önce yerleştirildiği yapılan araştırma sonunda
anlaşılmıştır.
Çevresel saldırılara , yapılan son araştırmalara
doğada izini bırakan “hayali saldırıların” enerji
alanlarını etkilediği bilgisi de eklenmiştir.
Kolera ve veba gibi felaketlerin bırakmış oldukları
izlerin doğada bulunduklarını ve vücudun bu
hayali saldırılara karşı karşıya kaldığında
gerçeğiymiş gibi tepki gösterdiğini ve bu saldırıların
enerji alanlarını etkilediği saptanmıştır0.
Sanal Çevresel Saldırı olarak kabul edilen bu
fenomene karşıda , kalkan enerjiler kullanılır.
Diğer güçlü bir etken ise zihinsel
enerjilerdir. Dr. Brooking “Bana test etmem
için bir ürün yollanmıştı. Bu ürün dünyanın
birçok yerinden gelen organik karışımlardan
meydana gelmekteydi. İçindekiler çok etkileyiciydi
fakat test ettiğimde ürünün tamamen ölü olduğunu
gördüm”. demiştir. Bir ürünün enerji düzeyini
etkileyebilecek bir çok faktör vardır. İçindeki
karışımların sinerjisi, üretim makinesini temizlemekte
kullanılan kimyasallar, herhangi bir karışımın
zayıf olması ve hatta üreticinin niyeti bile
çok önemlidir.
Buna benzer olarak işinden nefret eden bir aşçı
hazırladığı yemeklere öfke ve kin titreşimi
aktarabilir, stresli bir anında olan annenin
hazırladığı yemek çocuklarını olumlu olmayacak
şekilde etkiler..
Biz enerji alanlarından oluşuruz
ve bu alanlar birbirleri ile etkileşim halindedir.
Bu temaslar bazen uyumlu değildir. Bir insanın
bir ürünle örnek olarak bir vitaminle etkileşiminin
kişi için olumlu olduğunu anlamak için ürün
insanın elindeyken test edilir.. Olumlu etkisi
olan ürün insanın enerji alanlarında dengeleyici
bir etki gösterirken olumlu olmayan dengeyi
bozacaktır ve alanlar kayacaktır.
Eğer her madde enerji ise çevremizdeki
insanlar , okuduğumuz gazete ve dergiler, yediğimiz
yemekler titreşimsel frekanslar yayacaktır.
Biz hayatımızı bizi etkileyen enerjilerden habersiz
olarak yaşamaktayız. Seyrettiğimiz filmler,
dinlediğimiz müzik hepsi enerji boyutunda bizi
etkiler.
Gelecekte sübtil enerjinin daha çok farkına
varılınca birbirleriyle etkileşimde olan enerji
sistemleri ve titreşim frekansları daha çok
anlaşılınca insanlar evlerine aldıkları mobilyalar,
kullandıkları giysiler, çocuklarının oynadığı
oyuncaklar ve hatta duvarlarına astıkları resimler
hakkında daha seçici olacaklardır.
Git gide daha çok insan dengede olacak ve evrensel
ve toprak (Kozmik - Küresel) enerjilere bağlı
olarak bu öz enerjilerin vücutlarında dolaşmalarını
sağlayacak ve hayatlarını olumlu bir şekilde
değiştirebilecekler.
Yaşadığımız yerlerin sağlık üstündeki etkileri
ve bununla ilgili bilim dalı ve yeni buluşlar,
gelişmeler geçmişteki bilgilerin yine birbiriyle
buluşmasıdır.
Feng Shui kaynağı olarak kabul
edilen Sthapatya Veda bilimi Sanskritçe’de “Kurmak
ve Bilgi” kelimelerinden oluşmuştur ve tarihi
çok geçmişe dayanan bu bilimde çevrenin yenilmezlik
ve mutluluğu yansıtacak şekilde nasıl değiştirileceği
bilgisi vardır. Evlerin inşa ve dekorunda yönlerin
etkisi, kullanılacak doğal malzemeler, hava
koşulları , arazinin dikkatle seçilmesi ve havalandırma
faktörlerini göz önünde bulundurur.
Sthapatya Veda bilimi bilgisiyle çalışan inşaat
şirketleri bir çok ülkede hizmet vermektedir.
Jeopatik stresin insan sağlığı üzerindeki etkilerini
çok iyi özümsemiş ülkelerde bilinçli inşaat
şirketleri gerekli araştırmaları yaparken Hartmann
ve Curry hatlarının etkisini nötrleyecek bir
çok malzeme üretilmiştir.
Bütün bu çevresel saldırıları öğrenip
kaygılanmamak mümkün değil. Ancak bilgi güçtür
ve ne kadar bilgilenirsek kendimizi korumak
için çarelerini de bulabiliriz. Korkunun ecele
bir faydası yoktur, farkındalığı yükselmiş bilinçli
insanlar olarak daha duyarlı olmak zorundayız.
“Neden bu hastalık beni buldu”? sorusuna bir
çok cevabı vardır. Hastalık nedenleri, ruhsal
tekamülümüzle ilgili kadersel ve karmik programlardan
enerji boyutuna, oradan zihinsel, ve fiziksel
bedenlerimizde maddeleşirken , yine özgür irade
ve kendi seçimlerimizle oluşan geniş skalanın
içinde “çevresel faktörlerde” bütün bu öğelerle
iç içe üstesinden gelinmeyi bekliyor.
Yeni inşa edeceğimiz bir evde dikkat
etmemiz gereken bir çok şey olduğunu öğrenirken
artık yerleşik olduğumuz mekanlar mekanların
enerjilerinin arındırılması ve dengelenmesi
gibi yapabileceklerimizde vardır. Birer enerji
titreşimi olarak bizi etkileyen bu enerjilere
yine onları nötrleyen ve karşı koyan başka enerjiler
, enerji biliminde çareler getirir. Enerji dengelemede
yine titreşimleri çok yüksek olan bitkisel enerjiler
kullanılır. Örneğin adaçayı, kekik,nane ve lavanta
gibi bitkilerinin konsantre yağları çok yüksek
enerjilerdir ve bulundukları yerin enerjisini
de yükseltirler.
Enerjimizin düşük ve sağlık sorunları
yaşadığımız zamanlarda bu tür bitkilerin enerjilerini
üzerinde taşıyan kişinin veya çevrenin enerjisi
yükselir. Çalışırken vücudumuzdan sürekli kalsiyum
veya demirimizi çalan bilgisayarın yakınına
yerleştirilecek kalsiyum tabletleri yine bir
denge sağlayacaktır ancak kimin nerde hangi
enerjiyi kullanması gerektiği enerji beden terapistlerinin
işidir. Çevresel saldırıların bir çaresinin
olduğunun bilinmesini istiyorum. Enerjimizi
yükselten ve dengeleyen nefes teknikleri, Yoga
ve Reiki bizi desteklerken kişisel favorim Chi
Kung ve Ra Sheeba’dır.
Enerji gerçekliği de sadedir. Yüksek
titreşimli enerji alçak titreşimli olanı iter.
Gün boyunca yada diğer bir bakışla hayatımız
boyunca bize saldıracak düşük titreşimlere kendi
enerji alanımızı ve titreşimimizi güçlendirerek
karşı koyabiliriz. Evimiz , iş yerimiz en mükemmel
tarama ve korumadan geçse de bizler her yerde
hareket eden, bize ait olmayan mekanlara girip
çıkan varlıklarız. Bize baskı yapan etkilere
kişisel alanımızı da koruyarak en iyisini yapabiliriz.
Mekanlarımızı dikkatle seçip, yaşadığımız yerin
sağlığımız üstünde çok büyük etkisi olduğu bilincinde
yeni teknolojinin yanında eski geleneksel yapı
teknik bilgilerini de hayatımıza katarak, “Koruyucu
Tıbba” sevgili evimizden başlayabiliriz. Her
zaman dengede ve merkezimizde olma dileğiyle.
Sevgi ve Işıkla…
|