Enerji Beden Dengesi
 
 
The Reconnection
Rasheeba
Shiatsu
Reiki
Arjantin Tango
 
 

VÜCUDUMUZUN HARİTASI ; MERİDYENLER
(Bioenergy&Vitamins" dergisi Ocak 2006)

Çin kültüründe “Ch’i”, Japoncada “Ki” olarak tanımlanan yaşam enerjisi, vücudumuzda “MERİDYENLER” aracılığıyla dolaşır. Bunu, her zaman kullandığımız ama vücudumuzun tam olarak neresinde bulunduğunu bilemediğimiz “CAN” olarak da kabul edebiliriz.
Vücudumuzu, tıpkı kan damarları ve sinir sistemi gibi bir ucundan diğerine, bazen birbirleriyle

kesişerek, bazen de bağımsız olan hatlar boyunca dolaşır. Çin tıbbında “meridyenler” olarak bilinir. Kadim kültürlerde çok iyi bilinen ancak “Demir Çağ”ın içinde kaybolup giden birçok kavram, değer ve yaşam enerjileri gibi “Meridyenler” de tekrar hatırlanıp keşfedilerek ait olduğu yere dönüş yapmaktadır. Bugüne dek modern tıbbın bu bilgiyi bünyesine dahil etmemesi genel anlamda büyük bir talihsizliktir.
Üç yıl öncesine dek ben de harita kültürümün dışında “meridyen” diye bir şey olduğunu bilmezdim. Oysa bu enerji ağı her zaman sıkça adını duyduğumuz, herkeste yerleri belli olan “akupunktur” noktalarının sıra sıra, peş peşe izledikleri, gözle görünmeyen ve deri altında mevcut olan, değişik yönlere enerji taşıyan hatlardır; vücudumuzun “HARİTASIDIR”. İnsanlığın bu bilgiden kopuş öyküsü herhalde kadim ALTIN ÇAĞ – DEMİR ÇAĞ bilgisine kadar gidebilir.

Son yüzyıl içinde Çin’den tekrar dünyaya yayılan bilgi, ilk kez, 17. yüzyılda Çin’e gelen misyonerler, daha sonra da Batılı doktorlar tarafından keşfedilip Avrupa’ya tanıtılmıştır. Daha sonraları Çin’de yasaklanan akupunktur, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla yeniden “Geleneksel Çin Tıbbı” olarak kullanılmaya başlamıştır. Akupunktur ve meridyen bilgisi, Nixon ve ekibinin Çin’e yaptığı bir gezide yaşadığı özel bir deneyim ve Londra’dan Dr Felix’in girişimleri sayesinde, batıda tekrar tıp literatürüne girmiştir.

Ancak bu, bilginin tekrar dönüşü aşamasıdır. Çünkü meridyen bilgilerinin Çin’de 3000 yıldan çok daha geriye bir geçmişi vardır. Bu dönemde, 980-1037 yıllarında yaşamış İbn-i Sina’ya ait bir meridyen haritası vardır ve aslında bütün meridyen bilgilerinin Çinlilere Uygur Türklerinden geçtiği bilgileri tartışılırken bu konuyla ilgili belgeler gizlenmektedir. Eski Çin hikayeleri, bütün bu bilgileri daha önceleri o bölgelerde yaşayan “Shaman” (Şaman) lardan aldıklarını anlatır. Bütün bu ipuçları, “meridyen” bilgisinin aslında kadim Türklere ait olduğu ve Türklerin de batık “Mu” kıtasından kurtulan insanlar olduğu teorisiyle birleştirilebilir., Bir önceki 26.000 yıllık siklusta, “Altın Çağ” sonunda batan Lemurya’nın “Altın bilgileri”ni, 2000 lerin başında bir kez daha girdiğimiz yeni Altın Çağ ile tekrar su yüzüne çıkan “Altın Bilgileri” olarak tanımlayabilirim. Bu, benimle birlikte birçok kişinin varsayımı olmakla birlikte, “Meridyenler” in varlığı bir varsayım değil, hayati önem taşıyan mükemmel bir tıp bilgisidir.

Şöyle ki; binlerce yıldır bilinen ve kabul edilmiş 26 tane meridyen vücudumuzun organlarına CAN taşır. Ben bu meridyenleri, Londra’nın gelişmiş renkli metro ağlarına benzetirim. Bu ağ, bir baştan bir başa kollardan bacaklara dolaşır.
Meridyenlerde “ÖN ORTA KANAL” ve “ARKA ORTA KANAL” olarak tanımlanan iki ana hat vardır. 24 noktadan oluşan Ön Orta Kanal (REN), vücudun 6 YİN meridyenini, 26 noktadan oluşan Arka Orta Kanal (DU) ise 6 YANG meridyeni idare eder. Bu iki meridyenden başka vücudumuzda paralel bir düzende, ellerin ve ayak parmaklarının uçlarındaki “TİNG” noktalarından başlayan veya biten 6 Yin (dişi), 6 Yang (erkek) olmak üzere 12 çift meridyen dolaşır ve her biri adıyla anıldığı organa enerji taşır.
Ellerde başlayan meridyenler;
Akciğer 11, kalp 9, ince bağırsak 19, kalın bağırsak 20, pericard 9, üçlü ısıtıcı 23 noktadan oluşur.
Ayaklarda başlayan meridyenler;
Mide 45, dalak-pankreas 21, İdrar kesesi 67, böbrek 27, safra kesesi 44, karaciğer 14 noktadan oluşur.

Ellerde ve ayaklarda başlayan/biten meridyenler çifttir, örneğin, sol eldeki ince bağırsak meridyeni sağ elde de aynı hatta mevcuttur.
Bir meridyen ait olduğu organa enerji götürürken, bu akış akupunktur noktalarından aktarılarak oluşur. Bu noktalardan birkaçı veya tamamı kapanıp enerji bloke olduğunda sorunlar başlar, meridyen bilgisinin gereği ve yararı da bu aşamada devreye girer; çünkü söz konusu organa giden enerji devresi kapanmıştır. Bu durumu evimizin bir odasındaki elektrik arızası gibi düşünebiliriz. Elektrik olmayan bir odada birçok şey yapılamaz. Aynı şekilde enerjisi kesilmiş organ da yaşam faaliyetini gösterecek enerjiden yoksun olur ve enerji temin etmek için bazen eş organından enerji çalabilir. Meridyenlerin çalışma sistemi ve organlarla iletişimi burada birkaç sayfaya sığdırılamayacak kadar çok yönlü ve karmaşık olsa da; önemli bir diğer sistem, her bir organ meridyeninin, bir “ EŞ ORGAN” fonksiyonuyla birbirine olan bağlantısıdır. Bir örnek verecek olursam; ince bağırsağın Çin tıbbında eş organı “kalp” dir. Meridyen ağı, başladığı noktalardan, cilt altında akupunktur ve akupresur ile müdahale edilebilen hattan sonra vücudun derinliklerine doğru ilerleyip adı ile bilinen organa gider. Bu organa ulaştıktan sonra da “eş organa” geçer. İnce bağırsak meridyeni de “kalp” ten geçer. Her ikisi birbirinin eş organıdır ve birinin sorunu olduğunda, bir diğerinin enerjisini çalabilir. Böyle bir durumda vücutta şaşırtmacalar doğar.

“KALBİMİZDE OLUŞAN BİR HASTALIĞA, SÜREKLİ ONUN ENERJİSİNİ ÇALAN İNCEBAĞIRSAK SEBEP OLABİLİR”

“Holistik Tıp”ın gerçekleşmesi için meridyen akış ve çalışma bilgisinin modern tıp içinde yer alması gerekir. Çünkü “meridyenler”, “Bütüncül Tıp “ puzzle’nda kaybolmuş en değerli parçalardır. Bu bilgiler, bize yine vücutta oluşan YİN-YANG devresini ve hangi organın başka hangi özellikleri olduğunu, çalışma saatlerini ve diğer sistemlerle olan bağını öğretir ki; hiç iyileşmeyen bir hastalığın sebebi, element dengesi bozulmuş bir organ veya Yin-Yang devresi tersine akan bir meridyen olabilir. Acmos sistemi, vücudu bir fabrikaya benzetip organları “Hazine organlar- İşçi organlar” olarak ikiye ayırır. Akciğer, kalp, böbrek, dalak, karaciğer hazine organlardır ve enerjiyi depolar. Kalınbağırsak, ince bağırsak, mesane, mide, safra kesesi işçi organlardır, enerji dağıtırlar. Her bir organın çalışmasında “pik” yaptığı bir zamanlaması vardır. Kalp 11.00-13.00 arasında , ince bağırsak 13.00-15.00 arasında çalışma temposunun en yüksek noktasındadır ki bu, ait olduğu meridyenin de en etkin olduğu zamandır.
Bütün bunları bilmek ne işe yarar?
Hastalıkların teşhisinde yol gösterici, kolay ve çabuk tedavi için eşsiz bir sistemdir.
Son kitabı “SİZ” de, “İĞNELERLE YAŞAYIN” diyen ünlü kalp uzmanı Mehmet Öz, kendine özgü esprili anlatımıyla “Doğu tıbbı enerji akışını yeniden yönlendirmekte başarı sağlarken, batı tıbbı da akupunkturun etkilerinin nedenini araştırmaktadır.” Diye devam ediyor. Birlikte çalıştığı bioenerjisti Julie Motz ise, akupunktura ve meridyenlere, “Hands of Life” adlı kitabında ve diğer röportajlarında sıkça değinerek özellikle “böbrek meridyeni” üzerinde çalışarak hastaların ameliyat öncesi korku ve endişelerini nasıl kontrol ettiğini anlatmıştır.

Meridyen hatları, organlarla ilişkileri, kesiştikleri noktalar, element özellikleri, çalışma saatleri ve daha pek çok spesifik bilgiyi daha detaylı öğrenmek isterseniz Prof. Dr. Cemal Çevik’in “Medikal Akupunktur” kitabını öneririm.
Ayrıca, Çin’den gelen ve bütün meridyenleri gösteren plastik insan figürleri var, bunlardan bir tane edinebilirsiniz. Acmos sisteminin “bio-feedback” cihazıyla meridyen enerjinizi ölçtürebiliriniz.
Bir tek noktaya basmak hayat kurtarabilir, kalp krizini durdurabilir, epilepsi krizini hafifletebilir.

Meridyenleri en iyi çalıştıran ve enerji akışını sağlayan bir meditasyon-nefes ve enerji çalışması olan “Ch’i Kung”, “enerji çalışması” anlamına gelir. Çin’de her sabah işlerine giden yüzlerce insan yol boyunca kendine özgü estetik, ritmik hareketler yaparken izlenebilir. Bu, Ch’i Kung ve Tai Chi’ dir. Binlerce yıl içinde Çin’de bir araya getirilmiş bu bilgiyle “fiziksel ölümüzlük” hedeflenmiştir. Çin felsefesine göre, enerjisi mükemmel olan bir vücut ölümsüz olabilir.

Eric Pearl, İstanbul’a yaptığı ziyaretinde meridyen bilgime son takviyeyi yaptı ve vücudumuzdaki meridyenlerimizin gezegenimizi çevreleyen ağla bağlı olduğunun, buradan da başka büyük bir ağla evrene bağlandığın bilgisini verdi. Bu bağlarımız kopmuştu ve artık bağlanma zamanı gelmişti. Bunu bire bir deneyimledim, gerçekten bizleri evrenin bilgelik ağına bağlamak için çalışanlar var.
Meridyenlerin ağları bir taraftan geçmişe, Mu kıtasına giderken diğer bir ucu geleceğe; milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki galaktik bilgelik ağına uzanıyor. Bir başka ucu da içimizdeki derinlerde gizli olan “dna” mıza kadar ulaşıyor.. Yazımı, iki yıl önce Ra-sheeba öğrenirken ilk okuduğumda hiçbir şey anlamadığım ancak şimdi tam yerini bulan, Co-Founder’ lardan olan Pen Gough’un 9 ocak 2003 tarihli mesajıyla bitirmek istiyorum.

“Gökkuşağı yılanı bir enerji formudur. Dünyanın gridleri (dünyayı çevreleyen ızgaralar) arasında seyahat eder. Dünya ananın bir bölümüdür ve aynı zamanda kaynağın da bir bölümüdür. Gökkuşağı yılanı, “kan”ı veya bir başka deyişle yaşam gücünü taşıyan damarlardır.
İnsanlar bununla bağlantıya geçebildiklerinde, kendileri bu kandan içerler. Enerji onlara gelir ve kendilerinin, kendi içlerindeki tanrı/tanrıça’nın ve kaynağın bir parçası olan sevgiyi yansıtmaya başlarlar.
Aborjinler, gökkuşağı Yılan’ı üzerinde dansederek enerjilerini yükseltirlerdi. Bu onları, Ruh’un onlara öğrettiği mekan olan rüyalarına götürürdü.
Siz de Gökkuşağı Yılan’ı ile bağlantıya geçebilirsiniz. Tanrısal ışığı aktive etmenin bir parçası olan semboller size yuvaya dönüş için gerekli seksüelitenin bir parçasını aktive edecektir.
Sizden yansıyacak olan bir titreşimi başlatacaktır. Ancak bu, insanların sekse bakış açıları ile kendilerini anladıkları şekilde değildir. Bu, sizin DNA’nızın değişmiş olduğu zamanlardan bir kalıntıdır.
Şimdi, seksüalitenizin ve DNA’nızın bu bölümünün, orijinal DNA iplikleri şekline tekrar dönüştürüldüğünde onun getirdiği tam gücü kabul etme zamanıdır.

Daha hafifleşecek ve karizmanızı ortaya koyabileceksiniz. Tadını çıkarın”
***

Değişik yollardan biz insanlara ulaşan bilgiler; kendimizi tanımamız, DNA’mızdaki ışığın açığa çıkması, meridyenlerimizin evrene bağlanması, kadim bilgeliklerin günümüzün yüksek teknolojisi ile el sıkışması, içimizdeki tanrıyla tanışmamız; unutulmuş, saklanmış bilgilerin “GİZ” olmaktan çıkıp sıradan olması; fiziksel, zihinsel ve ruhsal alanlarımızdaki dağılmış parçalarımızın toplanıp merkezlenmesi; içimizdeki ve dışımızdaki bilgilerle “BİR” olup bütünleşme yolunda; “meridyen” bilgisinin de gireceğimiz yeni yılda günlük, sıradan bir bilgi olarak dağarcığımıza katılmış olması dileğiyle.

Işık ve Sevgiyle

Web sayfaları
www.acumedico.com
www.holistic-online.com
http://qi-journal.com
www.tuberose.com

www.harikyumuseum.com
www.reatdreams.com/himalayan/meridians

 
Copyright 2005© "EnerjiBedenDengesi" Her hakkı saklıdır.
www.enerjibedendengesi.com bir Bora Döken tasarımıdır.