EVRENİN
DENGESİ ; YİN YANG
(Chi dergisi Ocak
2007)
YİN ve YANG; Geleneksel Çin Tıbbı
olarak bilinen ve kökenleri kadim kültürlere
kadar uzanan bir bilgi kuşağının günümüzde de
bizi yeniden sarıp sarmalamasıdır.
Bundan belki on sene önce bir çoğumuzun hiç
duymadığı kavramlar günlük hayatımıza girmekte,
tam olarak ne olduklarını bilmeksizin dilbilgimize
karışmakta, farkında olmadan bizimle birlikte
akmaktadır.
Yin ve Yang demek, “Dualtie” demektir.
Her şey karşıtı ile var olur içinde varolduğumuz
evrende. Diğer evrenlerde hangi yasalar hakimdir
bilmiyoruz ancak bizim evrenimizde iyi-kötü,
sıcak- soğuk, gece- gündüz, kadın- erkek, eksi-
artı, beyaz –siyah, olumlu -olumsuz positif
-negatif vardır. Bu dualite de yaşamın her olgusunda
varolup gider. Hiçbir şey tam olarak iyi değildir
,her iyinin içinde minimal da olsa kötü denebilecek
bir şey vardır . Hiçbir şeyde tamamen kötü değildir,
kötü olan her şeyin içindede biraz iyilik vardır.
Bu yin ve yang dır. Diğeri olan her şey bir
kutuptur. Birisinin varolması için diğeri de
gerekir.
Geleneksel Çin Tıbbı vücudu da yin ve yang kavramları
içinde görür. Nasıl ki bize ait her hücrenin
içinde bizim vücudumuza, yapımıza ait tüm bilgi
varsa, insan vücudunda da evrene ait her şey
var olmaktadır.
“Yukarda ne varsa aşağıda da o
vardır .”
Varolan her şey devinir, bazen
uç noktalarda karanlıklar olur, gece olur; mesela
dünyanın bir kısmı kış boyunca karanlıkta kalır,
yaz mevsiminde de da aydınlıkta. Beyaz gecelerde
gün hiç bitmez. Bu devinimin dengeye geldiği
gece ve gündüzün eşit olduğu günler vardır takvimde.
Bu her şeyde böyledir. Hep mutlu olamayız, bazen
mutsuzda oluruz. Veya hep mutsuz yaşamayız ,
çok mutlu olunan anlar vardır. Mutlu olabilmek
için mutsuz olmayı deneyimlemek gerekir.
|
 |
Tüm bu karşıtlar dengesine Yin
ve Yang demiş kadim bilgeler. Onlar tüm doğayı,
evereni izlemiş gözetlemişler veya bu bilgiler
zaten onlarda varmış . Kadim bilgiler içinde
bulunduğumuz evrene ait bilgilerdir ve döner
dolaşır her siklus döngüsünde , yıllar içinde
tekrar tekrar karşımıza çıkar.
Yeni bir bilgi değildir; Çin kökenli olduğu
dünya tarafından kabul edilse de bence kökeni
batık medeniyet Mu’ ya gitmektedir. Lumerya
, Atlantis gibi battığında kurtulanların diğer
kavimlere aktardıkları kadim bilgilerdir.İçinde
bulunduğumuz evrenin yapı taşı, temel yasalarıdır..
YİN ve YANG gizlenmiş veya anlaşılmamış tüm
bilgilerin herkesin ulaşımına sunulan bu özel
dönemde yavaşça hayatımıza girmiştir.
Bir çok kişisel gelişim, gevşeme tekniklerinde,
Feng shui (rüzgar ve su) ve özellikle her gün
önemini hissettiren Enerji Tıbbının içinde karşımıza
çıkıyor..
Başlıca ilkesi evrendeki var olan
her şey “karşıt iki kutup ilişkisi” içindedir.
Geleneksel Çin Tıbbı yin yang ve beş element
dengesi üzerine kurulmuştur.
Bunlardan yin ve yang her şeydedir. Tüm organlar
yin ve yang olarak ikiye ayrılır. Her yin organın
bir de yang organı vardır. Bunlarında kendine
özel anlamları görevleri vardır.
Yin organlar genellikle içi dolu olan organlardır.
Kalp, dalak/pankreas-böbrek-karaciğer-akciğer
gibi. Bu organlarında bir eş organı vardır ki
bunlarda yang organlar olarak tanımlanır. Yang
organlar içleri boş olan organlardır. Mide,
safrakesesi, idrar kesesi, kalın bağırsak,incebağırsak
gibi. yang organın her biri diğer bir yin organın
eş organıdır ve gerektiği zaman enerjisel olarak
birbirlerini destekler.
Yin organlar enerjiyi toplar, yang organlar
enerjiyi dağıtır.
Örneğin akciğer yin organdır ,eş organ olan
kalınbağırsak ise yang organdır ,
Yin ve yang vücüdu ikiye ayırır.
6 yin devresi göğüste başlayıp veya biterken,
6 yang devre kafada başlar veya biter.
Vucütta bulunan tüm meridyenlerde bu organlarla
ilişkili olduğu için yin ve yang meridyenler
vardır. Enerji tam dengede akmalıdır, birinde
tıkanma olursa denge bozulmaya başlar.
 |
Yin yang sembolu olan siyah ve
beyaz sembolde her iki renk eşit ve dengededir
ve her birinin içinde, siyahın içinde biraz
beyaz, beyazın içindede biraz siyah vardır.
Bu dengede olan renkleri dengeler. Gecenin içinde
aydınlatılmış evler, gündüzün içindede gölge
yerlerin olması gibi.
Ve tüm bu karşıtlar birbirleriyle bağlıdır,
bağımsız olamazlar. Sürekli hareketlilik ile
bir dönüşüm, devinim içindedirler
Kesinlikle denge hiçbir zaman mümkün değildir
her zaman yumuşak geçişlerle bir o yana bir
bu yana devinim vardır.
İçinde yin yang ögelerini barındıran Chi Kung
ve Tai Chi’de asla sınırları zorlayıcı bedensel
hareketler yoktur. Hep bir denge içinde uçlara
gitmeden yapılır her çalışma. Chi Kung da yin
yang , uyum içinde zorlamadan, devinirken dengede
kalabilmektir.Taocu anlayışta da evren yin ve
yang adı verilen iki gücün etkileşmesinden oluşur.
Tüm varlıklar bu iki karşıt ve birbirini iten
ama aynı zamanda birbirini dengeleyen gücün
karışımıdır. . Dışarı doğru büyüme dürtüsü yang
ve içeri doğru büyüme dürtüsü yin tüm evreni
simgeler.Bu vücudumuzda da evrenin bir izdüşümü
olarak kalbimize doğru dışardan içeri akan yin
enerji rezervlerimizin belirlenmesi ve iyileştirilmesi,
ve kalbimizden dışarı doğru akan ve maddesel
vücudumuzu idare eden yang enerjidir.Evren gibi
insanlarda yang ve yin arasındaki etkileşime
göre düzenlenmişlerdir. Bu iki gücün etkileşmesi
Chi adı verilen bir enerji doğurur. Yin ve yang
kendimizi mükemmel bir şekilde dengelemektir.
Ani ve sert olan her şey dengesizdir. Aniden
oluşan bir heyecan ve olay vücudun dengesini
de bozar. Hastalıkta dengede olmadığımız anlamındadır.
Her şey dengede olduğu zaman sağlıktayız demektir.
Yin ve yang dengededir.Eski Çinliler bunu iyiliğin
bozulması şeklinde tanımlardı.
Bu nedenle akupuntur veya tüm dengeleyici tedaviler
vücuttaki yin ve yang devrelerini bir bütün
olarak görerek yapılır. Vücut dengeye geldiğinde
sağlık tekrar geri gelir.
Yin ve yang da kesin kenarlar ve bir sınır yoktur,
kendi içindede görecelidir .Yin dişi enerjinin
sembolüdür ve eğer üç hanım yan yana dursa hepsi
yin- dişi olmasına rağmen kendi aralarında da
farklılıklar göstereceklerdir. Vücudun dış yüzü,
dış deri koruyucu, savunan özelliklerinden dolayı
yang (erkek) olarak kabul edilse de , deri kendi
katmanları arasında yang- daha az yang ve en
az yang gibi özelliklerine göre değerlendirilecektir.
Vücudun ön kısmı yin arka kısmı yang olarak
kabul edilir. İnsan vücuduna uygulanan yin-
yang kavramlar dişi-erkek özelliklerinden yola
çıkılmıştır.
Dişi pasif, içe dönük , korunan bir özellikle
vücudun karın ve göğüs bölgesi yin olarak;
erkek, dışa dönük, savaşan,koruyan, aktif taraf
olarak vücudunun sırt kısmı yang olarak kabul
edilmiştir.
Yin ve yang dengede olduğu zaman bile sabit
ve durağan değildirler. Yin ve yang sürekli
devingen bir yapıdadır
Tüm bu olgu ve kabul edişler geleneksel Çin
Tıbbının her kavramında karşımıza çıkar.
Kozmik enerji tepe çakramızdan girer ve yang
dır.Küresel enerji kök çakramızdan girer ve
yin dir. Vücutta her ikisinin de olması gerekir
ve bunlar göğüs bölgesinde bir araya gelerek
devinirler.Birinin eksikliği ilerde oluşacak
hastalıkların temelini oluşturur.
Yang olarak kabul edilen ve en
çok karşımıza çıkan kavramlar şunlardır
Gökyüzü,sıcak, erkek, yuvarlak, güneş, aydınlık,
gündüz,dış, yaz, aktif, bilinç.
Yin: toprak,dişi,soğuk, daire, ay, karanlık,
gece, iç, kış, pasif , bilinçsiz
Yin ve yang enerji sadece vücudumuzu değil içinde
bulunduğumuz mekanları da etkiler.
Gökyüzü kozmik yang enerji ise yeryüzü yin enerjidir.
Her organizma veya mekanda bu her iki enerjinin
olması gerekir. Bir mekanda, içinde bulunduğumuz
odada bu enerjiler yoksa bu mekan da bizim için
sağlıklı değildir.
Her biolojik hücre veya atomik
yapı yin- yang enerjisinden etkilenir. Bu enerji
temel enerjidir ve kesintisi tüm dengesizliklerin
ve sonrasında da hastalıkların başlangıcıdır.
Denge evrendedir ve evrende dengededir.
Evrenin bilgeliğini kültürlerine katan bilge
kavimler tüm bu devinimi izlemiş ve insan ve
evrenin nasıl birbirine bağlı olduğunu keşfetmişlerdir.
Dünya kendi etrafında dönerken gece gündüz oluşur,
dünya güneşin etrafında döner, mevsimler oluşur.
Zaman da mevsimler, döngüler oluşur. İlkbahar
; bitki özünün yükselişi, bitkilerin ve varlıkların
oluşumudur, enerji en yoğun büyüme dönemindedir,
bu yang gelişimidir. Evren ,doğa ve insan iç
içe canlılığın her geçen gün arttığını hisseder.
Bu yang dır ve aynı zamanda AĞAÇ elementidir.
Sonra yaz gelir ve enerjinin en
yüksek noktaya çıkar, gökyüzü ve toprak enerjilerini
birleştirir bu en yüksek yang dır. İnsanda bu
enerji birikimi tüm vücuda yayılır.. ve bu ATEŞ’tir
Yaz sonu geldiğinde Çinliler bu
süreyi bir başka mevsim olarak görürler ve bu
bildiğimiz mevsimlerden ayrı beşinci mevsimdir.
Gezegenimizin sisteminde döngünün doğal bir
parçası olarak görülür. Vücut yang dinamizmini
korur. Bu sürenin yeri Ateş ve metal elementlerinin
arasıdır. Bu bir ara süredir, TOPRAK dır.
Ve yavaşça sonbahar gelir. Gökyüzü
ve toprak arasında denge oluşur . Yang azalır
ve yin gelişir. Bu denge insanın içindede oluşur
aksi halde sonuç olarak fizyolojik veya patalojik
rahatsılıklar baş gösteririr; nezle, grip, bronşit
gibi.METAL zamanıdır.
Döngünün sonunda kış vardır.Yağmur
ve SU boldur. Doğa yavaşlamıştır. Her şey soğuktan
korunmak için en derin kuytuluklara sığınmıştır
ve daha ılımlı günleri beklemektedir. Yang nerdeyse
tümüyle kaybolmuştur ve yin en yüksek düzeydedir.
Bu yin yavaş yavaş kış bittikçe azalır ve ilkbahar
yaklaştıkça yang tekrar doğar.
İnsan ve doğa, doğa ve evren iç
içedir , uyum ve dengeyi arar. Yin yang da Beş
Elementin içinde uyum ve dengededir.
İNSAN VÜCUDUNUN
YAPI TAŞLARI: BEŞ ELEMENT
Doğayı, evreni inceleyen gözlemleyen
bilgeler farkına varmış ki varolan her şey insan
varlığıyla iç içe uyum içindedir.Varolduğu bilinen
tüm elementler insanı da var etmiştir. Evren
çeşitli elementlerden oluşmuştur.
Evren makro düzeyde varolurken bir mikro evren
olan insan vücudu da evrende varolan her şeyden
oluşur.
 |
Bunu hep hava-su-toprak-ateş olarak
bilirdik. Beş element olarak kabul edilmesi
Çinlilere ait bir kavrayış. Hint bilgeliliği
dört element üstüne kuruluyken Çinliler bazı
değişikliklerle bu olguyu beşe çıkartmışlar.
Beş elementte hava elementi yoktur. Hava zaten
her yerde ,boşluk olan her yerde vardır, denmiş.Toprak-ateş-su-ağaç
olmuş ve buna bir de metal etlenmiş. Beş element
budur.
Gezegenimizi oluşturan her şey beş elementten
oluşmuştur ve insan vücudunun da bu beş elementten
var olduğu kabul edilir.
Vücudumuzun büyük bir kısmı sudan oluşur, vücudumuzun
bir ısısı vardır ve ateştir. Bir çok mineral
metal elementi ile , minimal ölçüde olsa kum
ve taşlar toprak elementi ve lifli dokularda
ağaç elementi ile eşleştirilir. Doğada mevcut
bu elementlerin hareketleri ve değişimleri insan
vücuduyla bağlantılıdır.
Her bir elementin özellikleri vücutta etkin
oldukları organlar vardır.
Beş element çemberi de yin- yang
gibi bir denge döngüsüdür. Yin yang dualitedeki
dengeyi temsil ederken beş element ise bir geçişler
sürecini temsil eder.
Döngünün bir başı ve bir sonu vardır . Sondan
sonra yine bir başlangıç gelir.
Bu döngünün izdüşümü insan bedeni ve yaşam sürecinde
vardır.
Her şey bir dengede devinirken bir dönencede
ilerler. Çin’de doğduğunuz yıla hakim olan bir
element vardır. Elementiniz anne karnına düşüğünüz
tarih esas olarak hesaplanır, batı astrolojinde
olduğu gibi dünyaya geldiğiniz gün olarak değil.
Mesela: 2006 ağaç elementi idi.. 2007 ateş elementi.
Yıllar, günler, insanlar, günün saatleri, organlar,
mevsimler her şey beş element döngüsünde tarif
edilir. Tüm bu kavramlar bu elementin özelliklerini
gösterir.
Elementlerin özellikleri organlarda etkindir,
hastalıklar mevsimler ve döngülerle, o elementin
etkisi altında olan insanın özellikleri ile
bağlı hastalıklarla ilişkilidir.
İnsanları kişilikleri bile beş
element yasalarına göre tanımlanır.
İlk element olan Ağaç ile başlarsak;
Ağaç elementi ilkbaharı temsil eder. Yani döngünün
başlangıcıdır. İlkbaharda doğa yenilenir, her
yerler çiçeklerle donanır ve insanlarda bir
hareket bir coşku gözlenir.Enerji en yoğun büyüme
dönemindedir.. İnsan canlılığın her gün arttığını
hisseder.
Ağaç elementi özelliğine sahip insanlar ilkbahar
gibi dinamik, canlı sporcu ve lider ruhludurlar.Bedensel
özellikleri ise kaslı vücut, bronz ten, güçlü
eller ve ayaklar gibi…
İnsan bedeninde ise karaciğer (yin) ve safra
kesesi (yang) organlarını denetler. Migren,
çeşitli ağrılar ve sinir sistemiyle ilgili problemler
bu elementle ilişkili hastalıklardır. Ağaç elementi
24 saatlik gün döngüsünde şafak vakti 06.00-12.00
arasında etkindir.
Ateş elementi ise yaz mevsimini temsil eder.
İlkbahar bitmiş sıcak günler gelmiştir. Sıcak
her yerde kendini hissettirir. Bazen sıcaktan
şikayet ederken , bir yandan da yaz akşamlarının
keyfini çıkartırız. İnsanda bu enerji birikimi
tüm vücutta dağılır
Ateş elementin özelliklerine sahip insanlar
biraz yaz mevsimi gibidirler. Çevrelerine sıcaklık,yakınlık
ve neşe verirler. Doğa ve insan yaz mevsiminde
sıcak ve canlıdır. Yaz mevsimi yang enerjinin
etkisindedir. Ateş elementi de yang dir. Sıcak,
neşeli ve enerjiktir.
Bedensel olarak güzel el ve ayaklar güçlü ve
saf bilinç özellikleri dir. Baskın hastalıklar
kalp ve atardamar sorunları, kan dolaşımı ve
tansiyon problemleridir.Ateş elementinin organı
Kalptir (yin) incebağırsak (yang) . Günlük döngüde
12.00 ve 18.00 arasında etkindir.
Toprak elementi en ortada duran elementtir.
Yaz sonu mevsimidir, pastırma yazı denilen dönemdir.
Merkezdedir ve sabitliği temsil eder. Toprak
elementi toprak gibi hareketsiz ve sağlamdır.
Toprak insanları besler, toprak elementi insanlarına
da besleme ve beslenme özelliği verir.Bu elementin
insanları çok sağlam yapılıdır. Toprak elementi
dalak/pankreas (yin) ve mideyi (yang) etkiler.
Yuvarlak bir beden ve biraz tutuculuk özellikleridir.Sindirim
bozuklukları ,lenf ve damarlar bu elementle
ilişkilidir. Gün içinde ki yeri 18.00-21.00
arasıdır.
Metal sonbaharın elementidir. Yaz ve yaz sonu
mevsimi de geçmiştir. Artık hava değişmeye serinlemeye
başlamıştır.Yağmur ve rüzgarla yaprak dökümü
mevsimi gelir. Bazen hüzün ve karamsarlık insanları
sarar. Yang azalır yin gelişir. Sonbaharda gökyüzü
ve toprak arasında denge oluşur. Dengesizlik
olursa hüzün ve depresif ruh halleri bu süreçte
ortaya çıkabilir.
Akciğer (yin)kalın bağırsak (yang) metal elementi
organlarıdır. . Akciğer hüzün, depresyon baskısı
altındadır. Metal elementi baskın olan insanlarda
solunum problemleri, verem cilt ve deri hastalıkları
riski vardır.Bu elementin fiziksel özellikleri
narin yüz hatları, uzun , ince bacak ve kollardır.Gün
içindeki yeri 18.00-21.00 arasındadır.
Ve en sonunda kış gelir. Döngü tamamlanmaktadır.
Doğa yavaşlar, her şey soğuktan korunmak için
en derinlere sığınmıştır ve daha ılımlı günleri
beklemektedir. Yang nerdeyse tümüyle kaybolmuştur
ve yin en yüksek düzeydedir. Bu yin yavaş yavaş
kış bitikçe azalır ve ilkbahar yaklaştıkça yang
tekrar doğar. Su elementi yaşamı da temsil eder.
Su felsefe ile ilişkilidir. Tüm mevsimleri deneyimleyen
ruh en sonunda döngünün sonuna gelmiştir. O
artık bilgelik yolundadır. Biraz da yorgundur.
Durağan soğuk kış günlerinde yavaş, sakin ve
anlayışlıdır. O artık birazda filozofdur. Fiziksel
özellikleri hüzünlü bakışlar, güzel bir yüz
ve uzun parmaklardır. Duygusal rahatsızlıklar
ve sıkça korku duygusu yaşamak en belirgin sağlık
problemleridir.Etkin organları böbrek (yin)
mesane (yang)
Günlük saat döngüsünde 24.00-06.00 arasıdır.
Yeni bir gün doğmadan önceki son saatlerdir.
Organlarda mevsim değişikliklerinin
etkisi dengede değilse mevsimsel rahatsızlıklar
olarak ortaya çıkar.Bu tabloda görüldüğü gibi
her elementin iyi ve kötü yanları vardır. Ve
biz sadece bir elementin etkisi altında değiliz,
tüm elementlerden herkeste vardır. Her insan
baskın olan bir ana element onu tamamlayan ikinci
hatta az bir oranda da üçüncü bir elementin
karışımından oluşur. Tek bir element etkisinde
olsaydık tek tip standart insanlar olurduk ancak
biz aslında tüm elementlerin karışımıyız.
Ana elementi ağaç olan bir insan ağaç özelliklerine
sahipken birazda ateş ve metal özeliklerinden
de bulunabilir. Feng Shui de evin düzenlenme
şeklide evde yaşayan kişi ve ailenin baskın
elementinin özellikleri göz önünde bulundurularak
düzenlenir. Seçilen renkler ve objeler ve mobilyalar
bu elementi rahatlatan ve mutlu eden özeliklerde
olmalıdır.
Ağaç elementinin organı olan karaciğer öfkeyi
barındırır . İçimizdeki öfke karaciğerde , kin
duygusu da enerjisel olarak safra kesesinde
depolanır. Böylece ağaç elementi organları öfke
ve kinin vücudumuzdaki adresidir.Ağaç elementinin
rengi ise yeşilin tüm tonlarıdır.
Ateş elementinin organı olan kalp
sevgi ve aşkın evidir. Sevgisizlik kalbi vurur,
sevginin olmadığı yerde kalp yavaş yavaş ölür.
Ateşin rengi kırmızı ve pembe tonlardır.
Toprak elementinin organı olan
mide, tüm kavram ve olguları sindirir. Yada
bazen yaşadıklarını içine sindiremez ve asidiyle
kendini yakar. Sindirilmeyen her olay , faturayı
mideye gönderir. Toprak elementinin rengi sarı
ve turuncudur.
Metal elementinin organı olan akciğer,
havayı içine çekip geri verir. Mutsuzluk ve
hüzün soluyan bir akciğer hasta olur. Bir zamanlar
ince hastalık vardı, insanlar mutsuzluktan verem
olup acı çekerlerdi. Rengi , beyaz ve gridir.
Su elementinin organı olan böbrek
korku duygusuna kalkan olur. Yaşanan korkular,
böbrekleri veya tüm eş organları etkiler.Suyun
rengi siyah ve mavinin tüm tonlarıdır.
Elementler arası dengesizlikler
renklerle de şifalandırılabilinir.
Örnek ateş elementi rahatsızlıklarından
yüksek tansiyon ve hiperaktivite ye karşı mavi
renk su elementini temsilen ateşi yavaşlatıp,söndürecektir.
Ateş elementi yüksek olan insanların evlerinde
bir akvaryum olması bir denge getirir.
Yada enerjisi düşmüş, pasif ve
depresiv günler için ateşin temsilcisi kırmızı
renk, tutku ve heyecan verir. Depresyonda bolca
pembeler giymek, mercan,şeftali gibi renkli
obje ve mobilyalar metalin hüznünü kırabilir.
Şimdi biraz beş elementi anladıktan
sonra aralarındaki düzen ve düzensizliklere
bakalım.
Element sırası bir döngü sırasıyla
varolur.
Ağaç elementi ateşi besler. Yani odunla ateş
yakılır. Ateş ise toprağı besler. Ateş yanıp
kül olur toprağa karışır. Toprak metali besler.
Metaller toprakta mineral olarak varlığını sürdürür,
toprağın bağrında beslenir. Ve metal suyu besler,
mineraller suya karışır.
Bu normal döngüdür. Birde birbirine ters etki
yapan devre vardır.
Vücutta bulunan bu elementlerden birinin enerjisinin
çok fazla yükselmesi dengeyi bozar ve ilgili
hastalıklar ortaya çıkar.
Ağaç elementinin yin organı karaciğerin
asıl görevi zararlı maddeleri arındırmaktır.
Karaciğerdeki enerjinin bozulması halinde duygularda
sıklıkla görülen değişimler, yüksek tansiyon
ve sabırsızlık duygusu ortaya çıkabilir.
Ateş elementi kalbi etkiler. Ateş
elementinin fazla artması hızlı ve düzensiz
kalp atışları, garip davranışların ortay çıkması,
ve sakinliği koruyamama duygusu olarak kendini
gösterir.
Toprak elementi fazlalığı dalak
pankreas – karaciğer- böbrek üçgeninde sorunlar
yaşanmasına neden olur. Bunun neticesi iştahın
kontrolden çıkması- çok artma veya azalma vücutta
ödem ve sindirim sisteminde yavaşlama en belirgin
özelliktir.
Metal, bu elementin dengesizliği
akciğer-kalp-karaciğer üçgeninde sorunlar oluşturur
ve
yüzeysel nefes, kan dolaşımı sisteminde bozukluk
ve duygularda dengesizlikler kendini gösterebilir.
Suyun dengesi bozulduğunda böbrek-kalp
ve dalak/panreas üçgeninde
duygusal sorunlar, suskunluk, izole bir hayat
isteği ve şüphecilik gibi sorunlar gündeme gelir.
Beş elementin özellikleri bir döngüde
aile yapısı şeklinde de kabul edilmiştir.
Anne- oğul ve torun gibi
Her bir element anne ve onun oğlu olan bir element
vardır.
Mesela ağaç annedir. Ateşi besler. Ateş ağaçla
beslenir.. Bu durumda ağaç annedir.
Oğul olan ateş elementi de yanıp kül olur ve
külleriyle toprağı besler. Toprak , ağaç elementinin
torunudur.
Toprak içindeki küller zamanla minerallere madenlere
dönüşür ve birleşir. Bu durumda toprak elementi
“metal” in annesidir. Metal ise ateş elementinin
torunudur.
Sonra metal suya karışır ve suyu besler. Metal
suyun annesi olmuştur.
Su ise her zaman ağacı besler. Su ağacın annesidir.
Ağaç ise metalin torunudur.
Bu besleyici çemberdir.
Bir de yok edici veya kontrol çemberi
vardır. Torun konumundaki element toprak elementi
anneden fazla enerji çekmeye başlar ise ağaç
devreye girer ve torun olan toprak elementinin
enerjisini kısar.Ağaç kökleri toprağa uzanır
ve varlığını sürdürmek için toprağın tüm vitamin
ve minerallerini emer. Toprak açısından ağaç
bir yok edicidir.
Ateş ise metali yok eder. Ateşe
konan bir metal erir.
Toprak suyu yok eder. Toprağa dökülen suyu toprak
emer ve yok eder.
Metal ağacı yok eder. Metal bir balta bir ağacı
keser ve yok eder.
Su ateşi yok eder. Su ateşi söndürür yok eder.
Beş element dengesi veya dengesizliği
sadece insan vücudunda değil üzerinde yaşadığımız
gezegende de hakimdir.
Denge bozulduğunda fazla baskın olan element
diğerlerine zarar verir ve bir gün dengenin
oluşması için doğa silkinir.
Gezegenimizde dengesi bozulan elementlerden
olan;
Metalle kesilen ormanlar toprak kaymalarına
sebep olur.
Çorak topraklar susuzluğu, çölü oluşturur.
Su baskınları evlerin ocağını söndürür.
Denge her yerdedir. En içimizdeki
hücreden evrenin en uç noktasına kadar.
Denge bozulduğunda , dengesizlik hakimdir ve
dengenin karşıtıdır.
Dengesizlik bir gün yine dengelenir. Denge oluşur
ve sonra denge tekrar bozuluncaya kadar…
Sevgi ve Işıkla |